cinselsaglik @ yeniahval.com

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 10-19 yaş grubu ‘ergen’ 15-24 yaş grubu ise ‘genç’ olarak tanımlanmaktadır.

Ergenlik ve gençlik dönemlerine ait yaşların kesişmesi nedeniyle de 10- 24 yaş grubu ‘ genç insanlar’ olarak değerlendirilmektedir.

Kızlar ve erkekler ergenlik döneminde olan değişikliklerin önceden farkında olmadığında. Kızlar menstrüasyon (adet kanaması) başladığında, erkekler ise gece boşalmaları sırasında karmaşa yaşamaktadır. Bu nedenle önceden desteğe gereksim duyarlar. Bu dönem ayrıca cinsel davranış ve kararların verildiği bir dönemdir. Gençler erken ve korumasız cinsel ilişkiyle olumsuz olarak etkilenmekte, cinsel bir ilişkinin sonuçlarını düşünmeden cinselliği yaşamaya başlamaktadırlar. Birçok durumda, gençlerin erken cinsel ilişkiyi istemeden, zorlama ve baskı ile yaşadığı da bilinmektedir.

Kentlerin hızlı büyümesi, çatışmalar, göçler, savaşlar, ekonomik zorluklar ve aile bağlarının zayıflaması, genç kız ve erkeklerin daha erken yaşlarda cinselliği yaşamasına neden olmaktadır.

Bunun yanı sıra, cinsel gelişme daha erken yaşlara doğru kaymakta, ancak birçok toplumda çeşitli etkenlere bağlı olarak, evlenme yaşı da yükselmektedir. Sonuç olarak, genç bir insan için evlenmeden önce neredeyse on yıldan daha uzun süre cinsel olarak aktif olabileceği bir dönem yaşanmaktadır. Gençlerin bu süre içinde kendilerini ya da cinsel eşlerini risk altına almadan, baskı ve beklentilerle mücadele edebilme becerisine sahip olmaları gerekmektedir.

Milyonlarca genç insan cinsel şiddet, istismar ve cinsel nesne olarak kullanıma maruz kalmaktadır. Birçok toplumda kadınlar bu durumlardan, erkeklere göre daha fazla mağdur olmaktadır. Kadınlar çoğu kez erken evliliği reddetme, gebelikler arasındaki süreyi uzatma ya da korunmasız cinsel ilişkiyi reddetme haklarını kullanamamaktadır.

Bazı toplumlarda erken cinsel ilişkinin yaşanmasına neden olan erken evlilikler geleneksel olarak desteklenmektedir. Her yıl, 15-19 yaş grubunda 15 milyon genç kadın doğum yapmaktadır. Bu kadar genç yaşta olan gebeliklerde annenin ölüm olasılığı daha genç yaşta olan gebeliklere göre 2 -3 kat daha yüksektir. Genç kadınlar yasal evlilikleri sırasında olan planlanmamış gebeliklerini isteyerek sonlandırmaktadır. Önemli bir kısmı yasal çerçeve dışında olan ve isteyerek yapılan bu düşüklerde enfeksiyon, kısırlık ve hatta ölüm riski daha yüksektir.

Bazı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, henüz bedensel korunma sistemlerinin gelişmediği bu dönem daha sık görülmektedir. Her yıl, 20 gençten birisi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yakalanmakta ve  hastalıkların çoğu tedavi edilebilir olduğu halde  tedavi edilmemektedir. Yüz milyon genç kız cinsel yolla bulaşan enfeksiyon nedeniyle tedavi almaktadır.

HIV/AIDS dünyada bir salgın halinde seyretmektedir. HIV enfeksiyonlarının % 40’ı 15-24 yaş grubunda görülmektedir; bu da her yıl iki milyona yakın karşılık gelmektedir.

Gençlerde Cinsel Gelişme ve değişim

Ergenlik döneminde gençlerin bedensel değişimlerine cinsel davranışlarındaki değişiklikler de eşlik eder. Ergenin cinsel davranışı yetişkin dönemindeki cinselliğine hazırlık, merak ve deneme yanılma dönemi niteliğindedir. Ergen bir taraftan cinselliğinin farkında olup etkilerini sınamakta, diğer taraftan ise bu sınamanın verdiği tedirginliği yaşamaktadır.

Genellikle kendi bedenine ilgi ile başlayan bu süreç, çevresindeki kişilere yönelen cinsel bir merakla devam eder. Ergenlik ilerledikçe merak ve fantezilerin yerini cinsel deneyimler almaya başlar ve ergen genellikle kısa süreli öpüşme, okşama gibi sınırlı cinsel davranışlarla cinsel yaşamın sınırlarını genişletir. Ergenlik dönemlerin sonlarına doğru, uzun süreli ve duygusal ilişkilere hazırdır. Ergenlik dönemindeki cinsel değişim biçimde evrelendirilebilir. Her evrede belirtilen yaş gruplarının bireye göre değişiklik gösterdiği akılda tutulmalıdır.

  1. Evre: 12-13 yaş

Bedende oluşan değişikliklerin sosyal ve kişisel anlamı vardır.

  • Bedene daha çok dikkat edilir.
  • Bedene güvensizlik yaşanır.
  • Diğerleri ve karşı cinsiyet hakkında merak artar.
  • Kızlar ve erkekler arasındaki farklar artar.
  • Aynı cinsiyetle daha fazla iletişim kurulur (kız grupları ve erkek kulüpleri).
  • Cinsel ilişkiye girme, cinsel ilişki ve cinsiyet farklılıklarına ilgi artar.
  • Cinsel fanteziler kurulur.
  1. Evre: 14-15 yaş
  • Birisiyle duygusal beraberlik ve temas isteği oluşur.
  • Bir cinsel ilişkiye girme arzusu gelişir.
  • Öpüşme ve giysilerin altında okşama başlayabilir.

III.Evre: 16-17 yaş

  • Kısa süreli ilişkiler başlayabilir.
  • Öpüşme, okşamaya ilişkin uygun davranışlarla ilgili birçok endişe ortaya çıkar.
  • İletişim ve ilişkilere fazlaca zaman ayrılır.

IV.Evre: 18-19 yaş

  • Uzun süreli bir ilişki başlayabilir.
  • Kızların daha büyük arkadaşları olur.
  • Daha duygusal ilişkiler kurulmaya başlanır.
  • İlişkiler daha fazla önemli hale gelir.

Cinsel Kimlik Değişimi 

Gençlik döneminin en önemli psiko- sosyal yanı kimliğin kazanılmasıdır. Gencin bu dönemde sağlam bir kimlik duygusu geliştirebilmesi gerekir. Kimliğin en kısa tanımı ‘ kişinin kim olduğunun ve nereye gittiğinin farkında olması’dır. Genç insanın  ‘ ben kimim?’ sorusuna verebilecek cevabı bulunmasıdır. Çocuk, ruhsal gelişimi sırasında çeşitli özdeşimler kurar. Yani çevresindeki insanları, dar anlamıyla da  ana-babayı model alır, onların davranışlarını taklit eder, içine sindirerek kendi özellikleri haline getirir. Çocukluktaki bu özdeşimlerin   birbiriyle bütünleştirilmesi ve gençlik dönemindeki arkadaş gruplarının değerlerinin benimsenmesiyle kimlik oluşturur. Yani kimlik, bütünleşmenin yaşanması ve buna bağlı güven duygusudur. Kimlik duygusu sağlam bir bireyin ‘ ben neyim?’, ‘ kimim?’ soruları karşısında duraksamadan vereceği cevapları vardır. Bunun rahatlıkla yapılabilmesi için kişinin kendi bireysel benliğine yerleşmiş olan süreklilik ve aynılık duygusuna gereksinim duyulur. Kimlik duygusu güçlü olan bireyler, kendilerini diğer insanlardan ayrı bir kimse olarak algılayabilirler. Zaman içinde kendileri ile ilgili devamlılık, tamlık ve bütünlük hissine sahip olurlar. Kimliğin gelişimi için toplumsal ortam, çevre önem taşır, yani kişinin kendisini nasıl gördüğü diğer insanların onu nasıl gördüğü ile bağlantılıdır. Gençlik döneminde kişi, yaşamın önceki dönemlerinde yaptığı özdeşimleri birleştirerek tek ve bütünleşmiş bir kimliğe dönüştürebilmelidir. Bu da gençlik döneminde ulaşılan bilişsel kapasiteyle başarılabilecek bir durumdur.

Kimliğin önemli bir bileşeni de cinsel kimliktir. Biyolojik, sosyal ve psikolojik anlamda kişinin kadın ya da erkek olmasını algılama ve kabulü, bu algı ve   kabul doğrultusundaki cinsel yönelimleri ile cinsel davranışları cinsel kimliğin gelişimindeki önemli aşamalardır.

Cinsel kimlik, cinselliğin farklı boyutları olan biyolojik, fiziksel, psikolojik, zihinsel ve sosyal süreçlerin etkileşimi ile gelişir, oluşur ve olgunlaşır. ‘ cinsiyet’, ‘ toplumsal cinsiyet’ ve ‘cinsiyet rolleri’, ‘cinsel davranış’, ‘ cinsel yakınlık’,’ cinsel yönelim’ gibi pek çok kavram, zaman zaman birbirleriyle karıştırılan ya da birbiri yerine kullanılan kavramlar olsa da cinsel kimliği açıklayan kavramlardır.

 

Gelen sorular

 

  1. Merhaba Aysun hanım ben ahmet lise 3e gidiyorum ve sürekli ereksiyon halindeyim bu normalmi yani okulda olduğum icin okulda ve evde kendimi masturbasyon yaparak rahatlatıyorum buda günde 7 8 defaya denk geliyo normalmi sizce. Sagolun

Ahmet öncelikle yukarda anlatığim en tehlikeli evredesin buyüzden yaşının ve bulunmuş olduğun dönem nedeniyle ereksiyonu aşırı dozda yaşaman normal ancak günde 7 8 defa yaptığını belirttiğin için dini açıdan zararları neler onlara bakmanı tavsiye ederim.

2. Hocam istanbuldan zeynep ben 19 yaşımdayım. Etrafımdaki arkadaşlarımla sohbet ettiğimizde kız arkadaşlarım hep erkeklerden bahsediyor ve cinsel anlamda hoşlandıklarını belirtiyolar ama benim hiç konuşma isteğim olmuyor yada o yönde etkilenmiyorum bu normalmi yada ilerleyen zamanlarda düzelirmi. Lütfen sorumu cevaplayın

Merhaba Zeynep,

Bayanlarımızda aslında senin yaşın itibariyle ergenlik olmuyor o dönemden çıkmışsın. Eğer sohbetlerden dolayı ereksiyon olmuyorsan bu normal bir durum ancak gerek görsel kanallardan gerek reel birinnden hoşlanmıyorsan bu tabiki farklı durumlara yorabiliriz. Yazında bunu paylaşmadığın icin bende net yazamıyorum. Zeynepcim yatiştirilme tarzın ailende bu durumda önemli faktör olabilir oyüzden ailevi etkenler baskı varsa icindeki bu isteği bastırıyor olabilirsin.