batuhanyilmaz @ yeniahval.com

3 Ağustos günü kimliği Robert Hawkins olarak açıklanan genç ABD’de AVM basarak 11 kişiyi öldürdüğü haberi tüm Dünya’da yankılanmıştı. Haberin ilk servis edildiği dakikalarda bu katliamı yapanın Müslüman olduğuna dair kanıtsız haberler olmadı da değil. Bu konuya daha sonra değineceğiz. Geçtiğimiz aylarda Yeni Zelenda’da bir Hristiyan terörist tarafından camiye yapılan saldırının ardından böyle bir olayın yaşanması; AVM saldırganının da Yeni Zelanda teröristinin ideolojisinde ve fikrinde olduğu ortaya çıkması bize şunun açık kanıtını gösteriyor, İslamafobi bir düşünceden çok eyleme-aksiyona geçiyor. Geçen yazılarımızda da bahsettiğimiz üzere, yıllar boyu medya üzerinden alenen pompalanan islam ve göçmen karşıtlığı, aşırı sağ, faşist ve ırkçı Avrupai tabanda direk karşılık bulmuş önce fikirsel tartışmalarda yoğrulan bir düşünce zamanla aksiyona geçip, özellikle sosyal medya üzerinden geniş kitleler elde etmişti. Sözüm ona medeni ve akılcı Avrupa seçmeninin bir önceki yazımızda ilettiğimiz gibi aşırı sağ ve göçmen karşıtı liderlere oy vermesi ve onları iktidar yapmaları bu fitili ateşlemiş, yükselen popülist söylemlerle birlikte şiddet kaçınılmaz olmuştu. Aksiyona geçmiş bir düşünceyi ancak aksiyon ile karşılık vererek bertaraf edebilirsiniz. Fikirsel düşünceleri ise öldürmek imkansıza yakın ve çok uzun yıllar gereken bir süreç. Aksiyona dönüşmüş bu aşırı faşist saldırılar devletler tarafından engellenmediği ve adaletsiz bir tutum sergilediklerinde karşılarına “karşıt görüşlüler” çıkması da kaçınılmaz olacaktır. Özellikle batı ülkelerinde göçmen- faşist ayrışımı ve aksiyona dönmüş ideolojik çatışma, siyasi ve ekonomik istikrarsızlığa neden olacaktır. Kim bilir belki de üst akılın planı budur. Batı’dan tamamen göçmenleri temizlemek, tamamen Avrupai Avrupa yaratmak, İslam’ı orta doğu ve Asya’da sıkıştırmak… Neden olmasın? Komplo teorisini bir yana bırakıp gözümüzün önünde endişe ile izlediğimiz Avrupa ve Amerika’da ki aşırı sağ grupların kitlesel olarak her geçen gün büyümeleri tabi ki de gelecek adına bizi korkutmaktadır. Kutuplaşmış bir toplum eninde sonunda karşı karşıya gelip şiddete başvuracaktır. Yıllardır süre gelen Müslüman terörist söylemleri azalıp yavaş yavaş Hristiyan terörist söylemleri de çıkacaktır. Şuan böyle bir durum tabi ki yok, ama bu yönde hızla ilerleniyor. Tarih boyunca bu kadar aşırı sağ- fasit- ırkçı taraftar olmamıştı. Sosyal medya ve forumlar bu hızlı büyümenin doğrudan etkisi. Görsel ve yazılı medya tarafından İRAN meselesi de ayrıca etkili oluyor. Batı medyası son yıllarda tokatlamak için karşısına bir islam devleti koyuyor. Geçmiş dönemde Afganistan, Irak, Libya bugün ise İran. Devletlerinin politikalarına halktan destek sağlamak amacı ile de genellikle asparagas yada aşırı şişirilmiş yada gerçekliği değiştirilmiş haberler yapılıyor. Açıkçası bilerek ve alenen bu haberler kin ve nefret doğruyor. Bu söylemin alıcısı da maalesef kitlesel olarak büyüyor. Bizi korkutan da Dünya’nın gittiği bu yöndür. Bu hızlı büyüme devam ettikçe maalesef gelecekte Avrupa’ da ve Amerika’ da göçmen- ırkçı iç savaşlar görülebileceği aşikar gibi duruyor.