İşte o yazı:

Allah’a inanmamayı, bir büyük maharet gibi sananlar var..

“Azizim, her şey bilimsel.. Bilimin çözmediği şey yok ki..” diye söze girip..

“Allah’ın insanı yarattığı söylenir.. Aslında doğrusu” diye devam edip, (haşa) “İnsanlar ilahı yaratmıştır” diyen hokkabazlarımız vardır..

“Her şey tesadüf azizim.. Bir tesadüf sonucu yaratıldık. Bir tesadüf sonucu yaşayıp, ölüp, gidiyoruz. Ne ahiret var, ne cennet, ne de cehennem” diyen şaklabanlarımız vardır..

“Görmediğin şeye inanma kardeşim.. Görmediğin şey, yok demektir.. Görmelisin ki, var olduğuna inanasın..” diyen, acziyetinin farkında olmayan gafillerimiz vardır..

Şu son olaydan sonra..

Kendilerini pek ortalıkta göremiyoruz..

Hatta..

“Felaketlerin, afetlerin yaygın olmadığı dönemlerde” bize “ateizm” propagandası yaparken..

İnsanoğlunun acziyetinin tartışmasız olarak ortaya çıktığı şu günlerde, bu gerçeği kabul etmese de..

Kenarından köşesinden eski söylemleri terk edip..

“Umudumuzu yitirmemeliyiz. Geleceğe yönelik umutların kaybı, her şeyin sonu olabilir.. Stres yapmamalıyız, yarına karşı motivasyonumuzu kaybetmemeliyiz” türünden, küçük küçük yanaşmalarla, her şeyin laboratuvar olmadığını, laboratuvar dışında da bazı gerçeklerin olduğunu kabul edenler var..

Nasıl kabul etmesinler ki?

“Her şey tesadüf” derlerken..

“Bir yaratan yok..” derlerken..

“Bir planlayan yok” derlerken..

“Her şeyi yaratan tek bir yüce varlık yok” derlerken..

Şimdi..

İlk yaratanı zımnen kabul ederek..

Bir tesadüf sonucu değil, bir irade ile yaratıldığımızı üstü kapalı da olsa kabul ederek..

“Dünyayı sallayan bu koronavirüs yoktan var olan, geçmişi yok iken bir tesadüf sonucu ansızın oluşan bir yaratık” demiyorlar da..

 O koronavirüsün geçmişini araştırıp, “Canım biz bu koronavirüsü tanıyoruz. Bu daha önceden de yakından tanıdığımız koronavirüsün, mutasyon geçirmiş hali.. Birazcık değişime uğramış.. hepsi bu” diyorlar..

Yani..

İlk ve tek Yaratıcının, ezeli ve ebedi Yaratıcımızın “ol” demesiyle olan bir “kainat”ı..

Kainat yaratıldıktan sonra ise, 

“Yoktan, hiçbir şeyin var olamadığı” bir  sistemin içinde, debelenip durduğumuzu; açıktan olmasa da kabul etmek zorunda kalıyorlar..

Patır patır ölümler yaşanınca..

Toplu ölümlerle burun buruna kalınca..

O eski bildik afra tafralarından eser kalmıyor..

Daha mütevazı, daha alçakgönüllü, daha haddini bilen bir canlı türü haline evrilip, “İnsanlık henüz buna çözüm bulabilmiş değil.. Çalışıyoruz.. Daha da çok çalışmamız gerekecek” diyerek, gerçeği kabul ediyorlar..

Oysa gerçeği kabul etmek, o kadar zor olmasa gerek.

Her şeyi yaratan bir varlık var.

Bunu kabul etmeye mecburuz..

“Her şey kendiliğinden oldu” mavalına, hangi akıl sahibi inanabilir ki?

Yaratıldık..

Sonrasında yaşarken uymamız gereken kurallar bize bildirildi..

Hayatımız sonlandıktan sonra da, yaptıklarımızın ve yapmadıklarımızın hesabını vereceğiz..

Hepsi, bu..

Bu temel “kabul”e karşı, “kör inatla karşı çıkmak” niye..

Ateizmin esiri olmak niye..

“Hesap falan yok. Kafana göre takıl” mantığı ile hareket etmeye devamda ısrar niye?

Bir inancımız olsa..

Bugün veya yarın..

Trafik kazası ile veya koronavirüs ile..

Bize emanet edilen canı, sahibine iade edeceğimize iman etsek..

Dünyada tüm yaptıklarımız sebebi ile hesaba çekileceğimize inansak..

Hesap sonrasında, ya ödüllendirileceğimizi, ya da cezaya maruz kalacağımızı kabul etsek..

Ne kaybederiz? Veya..

Her şey dünyadan ibaret anlayışı ile ne kazanıyoruz.

Güçlü olanın, zayıf olanı ezdiği bir sistemden başka, inançsızlığın bizi götüreceği ne var?

Şu koronavirüs bile, inançsızlığın bir eseri olamaz mı?

Masum bir yorumlama ile..

Allah’ın helal ve haram emirlerine uymayanların, kimi hayvanları canlı canlı yemeye kalkarak. Veya..

Hayvana işkence ederek pişirilmesi sonucu bu belaya uğramadığımız ne malum?

Masum yorumu bir kenara bırakalım..

Artık yoğun şekilde, tüm dünyada tartışıldığı üzere..

“Yoktan var etme”ye güçleri yetmez ama..

Ahiret inancı olmayan sefilllerin..

Var olan bir koronavirüsü, labaratuvar ortamında mutasyona uğratarak insanlığı bu tehlike ile karşı karşıya bırakmadığı ne malum?

Üret bir koronavirüs..

Çaresi bulunana kadar, binlerce insan ölsün..

Bu arada, çaresini de önceden sen hazırlamış isen..

Kendi ürettiğin virüsün çaresi olarak gösterdiğin ilacı da dünyaya satarak..

Bir taşla iki kuş vur..

Paraları topla..

Olamaz mı?

Gerçekten de, “Bunlar boş komplo teorileri” diyenler, ne kadar inandırıcı? 

Şöyle düşünelim..

Varsayalım ki.. (Varsayalım da desek. Yine -haşa- diye de ekleyelim.)

Ahiret yok..

Hesap yok..

Cennet ve cehennem yok ise..

İnsanlığı; bu vicdansızlıktan, bu zulümden hangi kavram alıkoyabilir ki?

Hayat dünyadan ibaret ise..

“Dünyaya bir defa geldik, bir daha gelmeyeceğiz. Ahiret de yok” ise (haşa)..

Başkasının emeğine, bir diğerimizin hakkına el uzatmaktan, bizi ne alıkoyacak?

“İlim ilerledikçe, Allah inancı kaybolacak” diyenler, halt ediyorlar..

Tam aksine..

“İlim ilerledikçe, Allah inancı daha da yaygınlaşacak..”

Şu koronavirüs yok iken..

Ateistler ne güzel, “lay lay lom” yaşıyorlardı..

Bir yandan koronavirüsün çıkması ile.. Bir yandan çaresi için didinilirken. Bir yandan da bu felaketin bir çözüme kavuşacağı ümidi ile..

Ateizm iflas ediyor, Allah’a olan inanç kuvvetlenmiyor mu?