Dünya bir taraftan koronavirüsle mücadele ederken diğer taraftan bu hastalığa karşı geliştirilecek bir ilaç ya da aşı haberini dört gözle bekliyor.

Dünyanın çeşitli yerlerinde bu konuda çalışmalar yapılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de koronavirüse karşı aşı ve ilaç geliştirmek için çalıştığını söylemişti.

Peki Türkiye, koronavirüs ile mücadelenin neresinde?

Türkiye’nin insanlığa müjde olacak bir icata imza atma şansı nedir?

Ve pek tabii ki koronavirüse karşı aşı ve ilaç geliştirme çalışmalarında dünyadaki son durum nedir?

Bu soruları Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (KLİMUD) Başkanı Prof.Dr. Selda Erensoy ile Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mehmet Ziya Doymaz ile konuştuk.

Türkiye koronavirüs aşısı çalışmalarında nerede?

Her iki uzmana da ilk sorumuz Türkiye’nin koronavirüse karşı aşı çalışması olup olmadığını sormak oldu.

Erensoy, “Bildiğim kadarı ile henüz yok” diye cevaplarken çalıştığı üniversite bünyesindeki Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsünde bulunan Viroloji Araştırma Laboratuvarında bir araştırmacı grubun yöneticiliğini de yapan Doymaz ise aynı soruya şöyle cevap verdi:

Koronavirüs konusunda bu son salgından önce Türkiye'de çalışan bir gruptan haberim yok. Salgından sonra ise eminim halen pek çok üniversitede çalışmalar yapılmaktadır. Biz Bezmialemdeki Viroloji grubu ve Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsü olarak; gerek insan kaynağı gerekse teknik altyapımızın olması hasebiyle aniden insanlığın önüne çıkan bu önemli probleme yönelme zorunluluğu hissettik.  Bu konuda neler yapılabilir ve bu soruna dünyada yapılan çalışmalara ilave ve Türkiye katkısı olarak ne ekleyebilirizin değerlendirmelerini yapıyoruz.

“Halen SARS ve MERS aşısı geliştirilemedi”

 Koronavirüse karşı aşı geliştirme çalışmaları dünyada sürüyor. Tam anlamıyla sonuç alabilecek bir aşının geliştirilmesi ne kadar zaman alabilir? İşte dünyanın merak ettiği bu soruya Erensoy önce şöyle bir örnek verdi:

Aslında, son on yılda etkenleri yine koronavirüs olan SARS ve MERS hastalıklarına karşı aşı çalışmaları yürütülmüştür. Ancak, bu hastalık etkenlerine yönelik başarılı bir aşı geliştirilemedi. Aşılamanın hedefi, mikropla karşılaşmadan önce, mikropların hastalandırıcılığı özelliği giderilmiş (zayıflatılmış, öldürülmüş veya sadece belli parçaları hazırlanmış) şekilde verilerek bağışıklık sisteminin hazırlanmasıdır. Böylece gerçek mikropla karşılaşıldığında hastalık olması önlenir. Aşının başarılı olabilmesi için koruyucu özelliği olan immün sistem yanıtını yeterli ve uzun süreli sağlaması gerekir. Onun için doğru antijen(ler) kullanılması gerekir. Ancak, enfeksiyonun doğası ve mikrobun yapısı, değişkenliği aşının başarılı olması için önemlidir.

Koronavirüs aşısı kolay değil

Ancak Erensoy’un şu açıklaması aşı geliştirmenin çok da kolay olmadığını gösterdi:

Koronavirüsler, genomları RNA olan zarflı virüslerdir. Koronovirüs aşı çalışmalarında antijen olarak üzerinde en çok çalışılan molekül, virüsün yüzeyindeki S glikoproteinidir.Virüsün genomunun RNA olması nedeniyle,  çoğalması sırasında genetik değişikliklerin olması kolaylaşır. Bu da aşıların etkinliğini sağlamayı zorlaştırır.
Koronavirüs aşısı geliştirme çalışmalarında son durum

“COVID-19 aşı çalışmaları laboratuvar ortamlarında (in vitro)  devam etmektedir. Hayvan modelleri ve insan denemeleri ile etkinlik ve güvenlik çalışmaları yapılması için süre gerekmektedir” diyen Erensoy sözlerini şöyle sürdürdü:

Geçmiş yıllarda yapılan çalışmalarda, SARS- CoV’yinötralize edebilen antikorların, SARS-CoV-2 için de yol gösterici olduğu düşünülmektedir. Bu yaklaşımların çoğu diğer aşılarda başarılı olan platformları kullanmaya çalışmaktadır.
“Koronavirüs aşısında henüz yeterli deneyimler sağlanamadı”

“Aşı etkinliğinde uygulama yolu da önemlidir, bunun üzerinde de çalışılmaktadır” diyen Erensoy sözlerini şöyle tamamladı:

En sık kas içine ve deri altına uygulanmakla birlikte, özellikle solunum yoluna doğrudan etkili olması için burun içine uygulanabilecek aşı çalışmaları da denenmektedir. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda COVID-19 aşı konusunda henüz yeterli deneyimler sağlanamamıştır. Ancak çalışmalar hızla devam etmektedir.
“Aşı geliştirmek yıllar sürer ama aylara indireceklerdir”

Doymaz ise aynı soruyu şöyle cevaplandırdı:

Aşı geliştirme çalışmaları normal şartlar altında yani aciliyet göstermeyen şartlarda yıllar alabilmektedir. Ancak, bu pandemide durum aciliyet göstermektedir ve benim tahminim yasal otoritelerin pek çok adımı minimize ederek süreyi aylara indirecekleri yönündedir.​

"Çin, aşı geliştirmeye en yakın ülke"

Peki koronavirüs aşısını ilk hangi ülke geliştirebilir

Erensoy bu soruya “Bu konu ile ilgili araştırmalara baktığımızda özellikle SARS- CoV ile deneyimleri olan Uzakdoğu ülkeleri(özellikle Çin) ve Amerika Birleşik Devletleridir. Bu ülke bilim insanlarının Avrupalı meslektaşları ile de beraber çalıştıklarını izliyoruz” derken Doymaz şöyle cevapladı:

Diğer aşılarda önceliği göğüsleyen ülkelerin burada ilk önce aşıyı üreteceklerini düşünüyorum. Bu ülkelere ilave olarak bu pandemi de Çin'in çok önemli deneyimleri var ve son yıllarda Çin'in biyoteknolojik altyapısı inanılmaz boyutlara ulaştı. Dolayısıyla aşının Çin'den gelmesi şaşırtıcı olmaz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Independent