Uluslararası yatırım bankası Goldman Sachs’ın cuma günü yatırımcılarla paylaştığı notuna göre Türk Lirası, 12 aylık bir süre içerisinde yüzde 15 değer kaybederek, dolar karşısında tarihinin en büyük kaybını yaşayabilir. 

Banka’nın döviz kuru stratejisti Zach Pandl imzasıyla yayınlanan notta enflasyon tahmini yıl sonu için yüzde 14’ün üzerinde açıklanırken, Türk Lirası’nın dolar karşısında üç ayda 6,25, altı ayda 6,50 ve 12 ayda 7 lira seviyesini göreceği ifade edildi. 

Goldman Sachs, faiz oranlarını değiştirmeyen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), bir önceki açıklama metninde yer alan “İhtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir” ibaresini kaldırmasını “TL’ye daha fazla değer kaybettirebilir” şeklinde yorumladı.

Notta yer alan ifadelerin tümü şöyle:

“TCMB perşembe günü politika faizini değiştirmedi ve yüzde 24’te tuttu. Ancak ‘İhtiyaç halinde ‘sıkılaştırma’ yapılabilir’ şeklinde açıkladığı sıkılaştırma eğilimini kaldırdı. 

Merkez Bankası, bu eğilimi kaldırarak hem 12 Haziran’daki toplantısında faizleri düşürmeye hem de Türk Lirası’nın daha fazla değer kaybetmesine kapı açtı. 

Geçen yıl faizlerde yapılacak sert bir yükseliş, Lira’yı sabitlemek için gerekliydi ve politika faizi cari dengeyi sağlamak için yeteri kadar yüksekken, yeni bir faiz indirimi serisi enflasyon tahminlerini sabitlemeye ve ekonomideki dolarizasyonu durdurmaya yardımcı olmayacaktır.  

Ekonomistlerimiz yıl sonu tahminlerini yüzde 14’ün üzerine çekerken, Türk Lirası’nda son haftalarda yaşanan kayıplar göz önünde bulundurulduğunda liranın daha fazla değer kaybedeceğini öngörüyoruz. Dolar/TL kuru için beklentimiz üç ay için 6,25, altı ay için 6,50 ve 12 ayda 7 lira seviyesine çıkacağı yönünde.”
"Dolar, yılı 6,20 lira seviyesinde kapatır"

Goldman Sachs’ın notunu Independent Türkçe’ye değerlendiren Ahlatcı Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Tonguç Erbaş, faizlerin yılın ikinci yarısında ineceğini ve ekonomide iyi veri akışının devam edeceğini tahmin ettiklerini söyleyerek yıl sonu Dolar/TL beklentisini 6,20 lira seviyesinde açıkladı: 

“Yaz aylarında turizm gelirlerinin artması, gıda fiyatlarındaki iyileşme hem veriler iyi gelecektir hem de para girişi olacaktır. Döviz kurlarında eylül ekime kadar çok bir oynama beklemiyorum. Eylülden sonraki süreçte faizler aşağı indikçe, 6,20’lere, 6,30’lara doğru TL zayıflaması görebiliriz. Ama o süreçte yurtdışından girecek dövizin bir denge oluşturabileceğini düşünüyorum. Sene sonu 6,20 ile bitirilirse 2020’nin ilk üç ayı için 6,30-6,35’li bir kur hedefimiz var. Goldman Sachs’ın beklentisi, bizim hedeflediğimizden nereden baksanız yüzde 10 daha fazla.”
Tonguç Erbaş, turizm gelirlerinin yanı sıra Türkiye’ye yönelik muhtemel para girişinin kaynağını da şu şekilde açıkladı: 

“Borsamız daha çok yabancı sermayeyle hareket ettiği için enflasyonda kalıcı iyileşme, faizlerde indirime gitme durumunda yabancı yatırımcılardan tahvil getirisi ve borsa kazancı vasıtasıyla sermaye piyasalarına bir sıcak para girişi olacaktır. Bu patikada devam edersek bunun olma ihtimali yüksek.
Ocak, şubat, mart aylarına baktığınızda, sanayi üretimi, tüketici güveni, ekonomik güven endeksleri, kapasite kullanım oranlarında bir ivmelenme var. Bu iyileşme iki ay daha devam eder, üzerine faiz indirimine de gidilirse tahvil piyasalarının borsaya fon akışı olacaktır. Bu arada bazı reformlar ve hukuki süreçlerin önü açılırsa ki bundan hep bahsediliyor Türkiye’ye doğrudan yatırımlar yoluyla da sermaye girişi olabilir.”
Yeşilada: 7 seviyesi mantıksız değil

Ekonomist Atilla Yeşilada ise Independent Türkçe’ye yaptığı açıklamada Türk Lirası tahminlerinde “ekonomik veriler” ve “politik gerçekler” olmak üzere iki yolun izlendiğini ancak mevcut konjonktürde ABD-Türkiye arasındaki siyasi gerilimin en önemli konu olduğunu vurguladı: 

“Türk Lirası için iki tane gelecek var. Bir tanesinde sadece ekonomik verilerden yola çıkarsınız, diğerinde politik gerçeklere bakarsınız. Ekonomik verilerden yola çıkarsanız Türk Lirası, Goldman Sachs’ın dediği kadar değer kaybetmez. Yüzde 5 falan daha değer kaybeder çünkü cari açık kapandı. 

Ancak yabancıların da çok önem verdiği bir İstanbul seçimleri gerginliği var. Seçimlerin yenilenmesi ekonomide büyük belirsizlik yaratacak. ABD ile krizler de bitmiyor. S-400’ün yanı sıra Reuters’ın haberleştirdiği, konsolosluk görevlisi hakkında iddianame hazırlandığı iddiası var. Bu sorunların çözülmeyeceğini varsayarsak 7 seviyesi hiç mantıksız değil.”
"ABD, 'Amerikan vatandaşlarına zarar verme yasasını' Türkiye için kullanabilir"

Reuters'ın ulaştığı mahkeme iddianamesine göre ABD İstanbul Başkonsolosluğu'nda çalışan güvenlik görevlisi Nazmi Mete Cantürk ile eşi ve kızı, FETÖ üyeliği ile suçlanıyor. 

8 Mart'ta tamamlandığı belirtilen iddianamede her üç isim için de "silahlı terör örgütüne üyelikten" hapis cezası talep ediliyor.

“Üçüncü bir konsolosluk görevlisinin kızı ve eşi hakkında terör soruşturması açıldıysa, bu Amerika’nın bakış açısından siyasi rehin alma anlamına geliyor” diyen Yeşilada, Amerikalılara bilgi vereceğinin açıklandığını, mevcut durumun ise diplomatik nezakete aykırı olduğunu söylüyor: 

“Ayrıca Amerikan kaynaklarına göre onların siyasi olarak addeddiği 13 tane tutuklu var Türkiye’de. Çok rahatsızlar. Benim Kongre’yle şahsi bir temasım yok ama okuyabildiğim kadarıyla bir isyan başlamış durumda. Türkiye’nin bunu bilerek yaptığını, Gülen’in iadesine karşılık rehin aldığını düşünüyorlar. Dolayısıyla ‘Amerikan vatandaşlarına zarar verme yasasını’ Türkiye için kullanacaklar. Ben Trump’ın ya da Pence’in Türkiye’ye bir jest yapmaya niyetli olduğunu görmüyorum açıkçası.”
ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz, FETÖ soruşturması kapsamında 2017’de tutuklanmış ve tahliye talebi 28 Mart’taki duruşmada reddedilmişti. Ağırlaştırılmış müebbet ve 35 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Topuz'un bir sonraki duruşması 15 Mayıs'ta. 

Topuz’un, tutuklamaların ardından, ABD'nin geçici vize başvurularını dondurmasına karşılık olarak Türkiye de aynı kararı Amerikan vatandaşları için almıştı.

ABD'nin Adana Konsolosluğu'nda politik işler danışmanı ve tercüman olarak görev yapan ve 2017'de gözaltına alınan Hamza Uluçay ise 30 Ocak tarihinde 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak mahkeme, tutuklulukta geçirdiği süreyi dikkate alarak, sanığın yurt dışı çıkış yasağı tedbiri ile tahliyesine hükmetmişti.

"Türkiye S-400'lerden vazgeçecek"

“ABD-Türkiye arasında üzerinde durulması gereken en önemli gerginlik üçünü konsolosluk görevlisine kadar S-400’dü” diyen Yeşilada, Türkiye’nin ABD’ye rağmen Rusya’dan S-400 füzelerini satın almasının mümkün olmadığına vurgu yaptı. S-400’lerin Türkiye’ye girmesinin sonuçlarının çok ağır olabileceğini ifade eden Atilla Yeşilada, şöyle konuştu: 

“Sonunda ABD’yle bir uzlaşma yolu bulunacak ancak bu,  Amerika’nın piyasalar aracılığıyla Türkiye’ye şantaj yapmadan ya da zorlamadan gerçekleşmeyecek. Genelde Türkiye’nin bir meydan okuyucu tavrı var ve ancak ekonomiye ağır hasar geleceğini gördükten ve bunun kaçınılmaz olduğunu gördükten sonra uzlaşma yoluna gidebilir. Türkiye’de stratejik deha kimse S-400’lerin NATO’ya vereceği zararı anlamadığını ya da anlamak istemediğini düşünüyorum. Sonunda Türkiye vazgeçecek bu işten.”
Ahlatcı Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Tonguç Erbaş’a göre ise hem Rusya hem ABD ile görüşmelerin devam ettiği bu süreçte ülkeler arası gerilim halledilebilir. Rusya’nın S-400 füzelerini yaz aylarında Türkiye’ye teslim edeceğinin beklendiğini hatırlatan Erbaş, şunları söyledi: 

“Piyasanın S-400’leri ya da F-35’leri risk algısı olarak algıladığı doğrudur. Ancak ben o kadar tedirgin edecek bir F-35 ya da S-400 polemiği olmadığını düşünüyorum. Eğer ABD yaptırım kararı alırsa, ki ben böyle bir beklenti içerisinde değilim, o zaman kur tarafında tedirginlik olacaktır. O zaman Goldman Sachs’ın beklentisine doğru gidebiliriz. Ancak bu sürecin hem NATO hem ABD-Türkiye ilişkileri içerisinde halledilebilir olduğunu düşünüyorum.”

"Sıkılaştırma" ibaresinin kalkmasına aşırı tepki mi verildi?

Merkez Bankası’nın “İhtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir” açıklamasını yeni metinden kaldırmasını ve hemen akabinde Dolar/TL seviyesinin yükselmesini de değerlendiren Tonguç Erbaş, "Her Merkez Bankası toplantısı öncesinde zaten Türk Lirası’nda bir zayıflama oluyor. Bunun nedeni faiz indirimi beklentisinin oluşması” dedi ve ekledi:

“Merkez Bankası’nın 12 Haziran’daki toplantısında olmasa bile bir sonraki toplantıda, enflasyondaki aşağı yönlü hareketle birlikte,  reel faizi yüzde 5 civarında tutmaya çalışarak bir faiz indirimine gideceğini düşünüyorum. Bunu bu toplantıda yapmasaydı kurda bir oynamanın olup olmayacağı konusu göreceli bir şey. 

Merkez Bankası’nın normal patikası içerisinde zaten haziran ya da hazirandan sonraki toplantıda faiz indirimine gitme planı olduğunu düşünüyorum. Çünkü büyüme ile enflasyonu bir şekilde dengelemek isteyecekler. Kendileri de bunu söylüyor.”
“Sıkılaşma” ibaresinin metinden çıkarılmasına piyasanın aşırı reaksiyon gösterdiğini anlatan Erbaş, “Bence bu hamle çok fazla bir şey ifade etmiyor çünkü metnin sonunda ‘Her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır’ ifadesi de yer almaya devam ediyor” diye konuştu. 

"Kalecinin kendi kalesine topu itmesi gibi bir şey"

Yeşilada, Goldman Sachs’ın açıklamasında da değindiği Merkez Bankası’nın metin değişikliğine ise anlam veremediğini söyledi. 

Kararı, “Kalecinin kendi kalesine topu itmesi gibi bir şeydi” diyerek değerlendiren ekonomist, “Niye o cümleyi kaldırdı? Orada kalmasının bir zararı yoktu. Nasıl olsa Merkez Bankası’nın ileriye yönelik yol gösterme gibi bir politikası yok. Türkiye’de para politikası kararlarını Saray’ın aldığını herkes biliyor. Niye durup dururken o cümleyi kaldırıp piyasanın kulağına kar suyu kaçırdılar anlamış değilim” diye konuştu. 

“Merkez Bankası’nda beşeri sermaye çok düşük ne yaptıklarını bilmiyorlar” diyen Yeşilada şöyle devam etti:

“Benim açımdan çok ciddi bir sorun değil. Bana değil sokaktaki simitçiye sorsan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fırsat bulsa faizleri yüzde 10’a çeker. Dolayısıyla Merkez’in ne yaptığı üzerinde durmuyorum. Benim açımdan siyasetteki bu çatışmaların risk primi üzerinden Türk Lirası’na vereceği zarar çok daha önemli.” 

 

 

 

11.05.2019 | independent | ekonomi