Kiev-Novgorod Rus Prensi Vladimir ve boyarları 987 yılında din arayışına girdiklerinde İslamiyet'i seçecekken, İslam’daki domuz eti yeme, içki içme ve 4’ten fazla eşle evlenme yasağını öğrenerek İslam’dan vazgeçmiş ve eski düşmanları olan Bizans’ın Ortodoksluk mezhebi üzere Hristiyan olmuşlardır.

Bu tarihte pagan inançlarına sahip olan Vladimir’in onlarca eşi olduğu rivayet edilir. 

Arka plan
Normanlar gibi Vikinglerin bir kolu olan Vareglerin efsanevi lideri Rurik’in (?-879) şu anki Rusya’nın batısındaki Slavların başına geçmesiyle 862’de kurduğu Novgorod Prensliği, Rusya’nın atası olarak kabul edilmektedir. Yönetici Viking sınıfının uzun zaman içerisinde de olsa Slavlığa/Rusluğa asimile olduğu bilinmektedir. Rurik hanedanı 1610’a kadar Rusları yönetmiş olup bu tarihten sonra erkek veliaht kalmadığı için sona ermiş, Rusları 1613’ten 1917’ye kadar anne tarafından Rurik’in soyundan gelen Romanov Hanedanı yönetmiştir. 

Ruslara 'din arayan' lider: "Büyük Vladimir" (958-1015)
969’da 11 yaşında tahta çıkıp Novgorod Prensliği’nin başına geçen Vladimir, zamanla topraklarını büyüterek ve gücünü artırarak Kiev Rus Prensliği’ni ele geçirip 980’de iki prensliği birleştirip başkenti Kiev olan güçlü bir devlet kurmuştu. Bu tarihe kadar Novgorod Rusları da Kiev Rusları da pagan/putperest inancına sahip olup halkta ve yönetici sınıfta az sayıda, Batı'daki Hristiyanlardan etkilenip Hristiyan olanlar ve daha az sayıda, sadece halk içerisinde, doğudaki Müslüman İdil Türklerinden etkilenip Müslüman olanlar vardı.

Kiev Rusu keşiş ve tarihçi Nestor’un (1056-1114) ‘İlk Vakayiname’ isimli eserinde aktardığına göre 987’de Vladimir’in yönetici konseyindeki ‘boyar’lar (Rus yönetici asiller) din seçimi konusunu Prens Vladimir’in başkanlık ettiği bir toplantıda gündeme getirerek Paganizm yerine derli toplu, daha sistemli bir dini tercih etmeleri hususunda Vladimir’i ikna ettiler. Öncelikle İslam’ı incelemek üzere doğu komşuları Müslüman İdil Türkleri’ne heyet gönderdiler.

 

Rusların din arayışına girdiği yıllarda Avrupa ve çevresinin siyasi haritası

İlk Türk-İslam devleti: İdil Türkleri/Volga Bulgarları İslam Devleti
7. yüzyılda Türklerin alt kolu olan Bulgarlar tarafından Volga Nehri (Türkler tarafından verilen ismiyle İdil Nehri) havzasında kurulan Bulgar başkentli devletin liderlerinden İlteber Almış Han, 921’de Bağdat’taki Abbasi halifesine elçi göndererek İslam’a girmeyi istediklerini iletti ve kendilerine İslam’ı öğretecek kimseler talep etti. Abbasilerin gönderdiği, aralarında ünlü seyyah İbn Fadlan’ın da olduğu din bilginlerinin talimatları doğrultusunda devletin tüm yapısı ve kuralları İslam’a uygun hale getirildi. Yönetici sınıfı tek seferde topluca Müslüman olurken İdil Türkleri’nin genelinde İslamlaşma 960’lı yıllarda tamamlandı. 

Yaygın bilinenin aksine Müslüman olan ilk Türk devleti 940’lı yıllarda Müslüman olan Karahanlılar değil 921-922’de Müslüman olan İdil/Volga Bulgar Türk devletidir.

988 yılında Rusların heyeti İslam hakkında bilgi almak üzere İdil Türkleri’nin başkenti Bulgar’a vardı.

Vladimir neden Müslüman olmadı? 
Nestor’un aktardığına göre Vladimir’in heyetinin Müslümanlar hakkındaki ilk intibaları olumlu olmuştu. Fakat Müslümanların ibadethanelerinin kendilerinin pagan tapınakları gibi sade olması onlara bir eksiklik gibi gelmişti. 

Fakat heyet için asıl şaşırtıcı olan İslam’da domuz eti yemenin, özellikle de içki içmenin yasak olmasıydı. Ayrıca İslam’da bir erkeğin evlenebileceği eş sayısının 4 ile sınırlı olmasının Prens Vladimir’in hoşuna gitmeyeceğini tahmin ediyorlardı çünkü Vladimir’in, pagan kültürünün bir yansıması olarak, onlarca eşi ve bunun yanı sıra 800'ü aşkın metresi vardı.

Heyet Kiev’e dönüp Vladimir’e İslam’ın kurallarından bahsettiğinde Vladimir 4 eş ile sınırlanmak istemediğini belirtip “İçki Rusların eğlencesidir, bırakamayız” dedi ve böylece, İslam'ın hayatı yaşama şartlarından rahatsız olan Ruslar Müslüman olmaktan vazgeçti.

Vladimir Katolik Almanlara heyet gönderiyor
Vladimir Hristiyanlığı araştırmak üzere öncelikle Rusların batısında yer alan Katolik Almanlara heyet gönderdi. 1054’te gerçekleşecek olan Ortodoks ve Katoliklerin karşılıklı olarak birbirlerini aforoz edip tamamen koptukları “Büyük Kırılma” henüz gerçekleşmemiş olmakla birlikte Constantinopole (İstanbul) merkezli Ortodoks ve Roma merkezli Katolik kiliseleri siyasi nedenlerin de etkisiyle epeyice ayrışmış durumdaydı. 

Katoliklikten hiç memnun kalmayan, sadece bir eşli olabileceği bildirilen ve Alman Katolik kiliselerinde de aradıkları ihtişamı bulamayan Rus heyeti Vladimir’e öncekinden daha olumsuz bir cevapla geri döndü.

Vladimir eski düşmanları Ortodoks Bizans’a heyet gönderiyor
Vladimir bunun üzerine Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’na da heyet göndermeye karar verdi. Ortodoksları en sona bırakmasının sebebi Ruslar ve Bizanslılar arasında 150 seneden fazladır süren savaşlardan kaynaklı düşmanlıktı.

Henüz Rurik Rusların başına geçmeden Rusların da katılımıyla Karadeniz’e dökülen nehirlerden gemileriyle Karadeniz’e çıkan Vikingler Bizans’ın Paflagonya Eyaleti’ne (şu anki Kastamonu, Sinop, Çankırı, Bartın, Zonguldak çevresi) çıkartma yapıp bölgeyi istila etmiş, bunu Viking-Rusların 860, 907 ve 941’deki Constantinopole saldırıları ve 970-971’deki Balkanlar’daki Bizans-Kiev Rusları Savaşı izlemişti. Heyet, aradaki gerginliğe rağmen Ortodoksluğu incelemek üzere Bizans’a gönderildi.

Rus heyeti 988’de Constantinopole’a (İstanbul) vardığında Bizans tahtında 2. Basil (958-1025) bulunmaktaydı. Müttefik arayışı içinde olan Bizans’ın resmi dini Ortodoksluğun Katoliklik ve İslam arasında yalnızlaşmasından endişeli olan 2. Basil eski düşmanlıkları unutarak Rus heyetini çok iyi karşıladı ve cömertçe ağırladı. Ayasofya başta olmak üzere Constantinopole’un ihtişamlı kiliselerinden, şehrin güzelliğinden ve büyüklüğünden çok etkilenen heyet 2. Basil’e Hristiyanlıkta tek eş şartının olduğunu öğrendiklerini, Prenslerinin 800 tane eşi olduğunu ve bu durumu değiştirmek istemediğini söylediğinde 2. Basil Ortodoks Hristiyan oldukları takdirde prenslerinin yaşayışına asla karışmayacakları taahhüdünü verdi. Böylece Prens Vladimir Ortodoks olmaya karar verdi ve Bizans ile müttefik oldu. 

988 yılında vaftiz olan Vladimir, Bizans Ortodoks din adamlarını ülkesine getirerek başkenti Kiev’de yaşayan herkese şehirden geçen Dinyeper Nehri’nde vaftiz olmasını emretti. Vladimir yönettiği ülkede Paganlığı yasaklayıp Ortodoksluğu zorunlu kıldı. Bu karara direnenleri katletti. Rusları Ortodokslaştırdığı için Ortodoks Kilisesi Prens Vladimir’i ‘Aziz’ ilan etti.

Vladimir, Peçenek Türklerini de Hristiyan yapıyor
991’de Vladimir müttefik olduğu Peçenek Türklerinin başlarından Küçük Han ve Metika Han’ı da Ortodoks olmaya ikna etti. Bu hanlar da tabiyetlerindeki Peçenekleri Ortodoks yaptı. Bu tarihlerden sonra yönetici sınıfında Viking etkisinin devam ettiği Viking-Rus Devleti’nden ve Peçeneklerden kültürlerinin din ekseninde ortaklaşmasının sonucu olarak Bizans Ordusu’na paralı asker olarak katılanların sayısında artış görüldü.

Rusların Ortodoks olmasının 1000'inci yılı kutlamaları (1988)
1988’de Sovyet Yönetimi’nin izniyle Moskova Ortodoks Kilisesi ülke çapında Rusların Ortodoks olmasının 1000. yılını kutladı. Bu tarihin, 1917’den itibaren Ortodoksluk da dahil tüm dinlere ağır baskı uygulayan Sovyet rejiminin açılma politikası güttüğü zamanlara denk gelmesi, Moskova Kilisesi’nin Rusların Ortodoks olmasının 1000. yılını aleni ve görkemli bir şekilde kutlamasını mümkün kılmıştı. 

Ertesi sene 1989’da Sovyetler Birliği’nin büyük bir yapısal krize girmesi ve 2 sene sonra tamamen dağılması, dindar Rus Ortodokslar tarafından Ortodoks olmalarının 1000. yılıyla gelen ilahi bir müdahale olarak görülmüştü.

Rusya’da bazı dindar Ortodoks Vladimir Putin (1952-) destekçileri, Prens Vladimir’in hüküm sürdüğü yıllardan 1000 sene sonra Vladimir ismini taşıyan bir liderin Prens Vladimir gibi uzun süre Rusların başında olmasını da ilahi bir işaret olarak görmektedir. 

Müslümanlar arasında 'İdil Türkleri’nin tavrı doğru muydu?' tartışması
İdil Türkleri’nin Ruslara sınırsız çok eşliliğin, domuz eti yemenin ve içki içmenin İslam’da yasak olduğunu bildirmesi sonrası Rus Prensi Vladimir’in Müslüman olmaktan vazgeçmesi ilerleyen asırlarda olmasa da modern dönemde Müslümanlar arasında İdil Türkleri’nin tavrının doğru olup olmadığı tartışmalarına neden oldu.

Bu konuya dair üç farklı görüş ortaya atılmıştır.

Birinci görüşe göre İdil Türkleri’nin tavrı yanlıştı. Bu görüşe göre yapmaları gereken Ruslar bu konularda kendilerine soru sorsalar dahi gerekirse yalan söyleyip İslam’da bunların serbest olduğunu söyleyip önce Ruslara genel olarak İslam’ı kabul ettirmek, sonra en erken bir nesil sonra Rusları İslam’a aykırı adetlerinden sakındırmak olmalıydı.

Bu görüş, tezinin İslam’ı tahrif anlamına geldiği itirazıyla eleştirilmiştir. İlk dönem Müslümanlarının İslam’ı yayarken İslam’ın hakikatlerini gizlemedikleri, sorulduğunda İslam’da var olan bir yasak ya da uygulamayı reddetmenin İslami ve ahlaki olmadığı şeklinde çokça cevap almıştır. 

İkinci görüş, İdil Türkleri’nin yaptıklarının tamamen doğru olduğu ve “hidayetin Allah’tan olduğu”na dayanarak Rus Prensliği’nin Müslüman olması için onların yaptıklarından daha fazla yapacak bir şey olmadığı yönündedir.

Üçüncü görüş ise İdil Türkleri’nin İslam’ın kurallarını Ruslara açıkça bildirmekle beraber üstüne yapmaları gerekenin İslam’a aykırı olan uygulamalarını terk etmeleri için kendilerine zaman tanınması olduğu, İslam’da İslam’ı seçip iman etmelerinin İslam’ın yasaklarından sakınmaktan daha önemli olduğunu Ruslara bildirip onlara bir de bu şekilde yaklaşsalardı bu daha doğru bir tavır olurdu yönündedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mepanews