İşte İnce'nin Ahmet Hakan'a yaptığı açıklamaları;

"Aileyi toplarım"
Haksızlığa uğradığımın farkındayım. Benim bu tür durumlarda uyguladığım bir yöntemim var. Böyle zamanlarda ailemi, yeğenlerimi, kuzenlerimi, yakın akrabalarımı toplarım. Onlarla havadan sudan konuşurum. Bu kez de aynısını yaptım. Siyasete hiç girmeden sohbet ettim onlarla.


Kumpası partim kurdu
Bu düpedüz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde tasarlanmış bir oyundur, bir tezgâhtır. Bu tezgâhın figüranlığını yapmak da 80 yaşında torununu düşünmek yerine günlük çıkarını düşünen bir gazeteciye kalmıştır.

Para pulcu bir çete
CHP’ye çöreklenmiş bir yapı var. Para pul işlerine karışan bir çete... Para pul işlerinde de bu çete var, dedikodularda, kumpaslarda, yalan dolanda da bu çete var. Bu çeteyi CHP Genel Merkezi’nden def etmemiz lazım. Def edeceğiz.


Rahmi Turan aradan çıksın
Artık muhatabımız Rahmi Turan değildir. Çünkü Genel Başkan’ın “Biliyorum, şaşırmadım, doğrudur” açıklaması var ortada... Söz konusu kişi ben değilim. Bu kesin! O zaman bu kişi kim? Bu soru hâlâ cevap bekliyor. Bu sorunun cevap bulması ve o kişinin partiden atılması lazım. CHP Genel Başkanı dedikodunun parçası olmaz, olamaz, olmamalı. Bu bizi üzer. Parti yara alıyor.

Yalanlamak bile zül
Şu saatten sonra ben artık yalanlama faslını bıraktım. “Saray’a giden CHP’li ben değilim” demek bile benim için züldür artık. Bu aşağılık iftirayı yalanlamaya bile tenezzül etmek istemiyorum.

Bu ilk kumpas değil
Bu bana yönelik ilk kumpas değil. 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçim gecesi başladı bu kumpas... O geceyle ilgili dedikoduları, yalanları, iftiraları kimler devreye soktuysa bugünkü kumpasın arkasında da onlar var. 24 Haziran’da beni faka bastıranların hepsi CHP’lidir. AKP’liler yoktu o işin arkasında.


Beni en çok yaralayan konu şudur: Sayın Genel Başkan, “Ben Cumhuriyet Halk Partililere kefilim, Cumhuriyet Halk Partisi’ne genel başkan olmayı düşünen bir CHP’li, saray kapısında icazet aramaz” dememiştir, diyememiştir.
Çık, açıkla!
Beni asıl üzen bir gazetecinin iftirası değildir. Beni asıl üzen Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı’nın CHP’lilere kefil olmamasıdır, olamamasıdır. Tam tersine “Biliyorum, doğrudur, şaşırmadım” demiştir. Neyi biliyorsun? Çık, açıkla!

Görüşürüz, bakarız dedi
Partim yara aldığı için ciğerim yanıyor. Genel Başkan’ı aradım. Birlikte fotoğraf verelim dedim. Bu belayı birlikte def edelim dedim. Parti yara alıyor, daha da yara alacak dedim. Görüşürüz, bakarız falan dedi. Kabul etmedi.

Beni asıl yaralayan
CHP Genel Başkanı, başaramayabilir. Ama CHP Genel Başkanı, partililerine güvenmek durumundadır. Genel Başkan, partililerine güvenmek yerine iftiralara, yalanlara “Doğrudur” demiştir. Beni asıl yaralayan işte budur. Ciğerim işte asıl o zaman yanar.

Niye yapıyor bu kumpası?
Genel Başkan süreci yönetemiyor. Parti zarar görüyor. Diyorlar ki: “Kemal Kılıçdaroğlu zaten en güçlü olduğu dönemde. Niye böyle şeylere tevessül etsin ki?” Unutmayın: Siyasette güçlülük, göreceli bir kavramdır. Hatırlayalım: Yarıştığımız kurultayda kendisi bin imza toplamıştır, buna karşılık 700 oy alabilmiştir.

Partimi bırakmam
Bu yıl benim siyasette 40. yılım. Ben bu yola ömrünü adamış birisiyim. Her şeye rağmen ısrarla partimi korumak istiyorum. Partimi asla bırakmam.

Genel merkez’de CHP’li yok
Bugün CHP Genel Merkezi’nde en az gözüken kişiler CHP’lilerdir. Atatürk’ü sevmeyenler Genel Merkez’dedir... “CHP kapatılsın” diyenler Genel Merkez’dedir. CHP’nin karşısında miting yapanlar Genel Merkez’dedir. Hepsi CHP’de yönetici konumundadır.

Sığınağım: Bursa nutku
Yılmıyorum. Beni yıldıramazlar. Atatürk’ün Bursa Nutku var. Ben gücümü oradan alıyorum. Atatürk, orada “Herkes satılık olabilir ama sen satmayacaksın” diyor öz itibarıyla... Yılmıyorsam, işte bu yüzden yılmıyorum