Savunma sanayinde atılan adımlarla ordumuz, yerli ve milli silahlarla istediği zaman ve yerde operasyon yapabilme kabiliyetine sahip olurken, iç ve dış mihrakların tüm engelleme çabalarına rağmen Rusya’dan aldığı S-400 Hava Savunma Sistemi ile gücüne güç kattı. Atılan adımlar neticesinde Doğu Akdeniz’de daha rahat ve güvenli çalışmalar yapan Türkiye,  Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilim sonucunda hava savunma sistemlerini alarak ne kadar doğru bir adım attığını bir kez daha gösterdi.


Adımların ne kadar doğru olduğunu gördük
Geçmişte Almanya’dan aldığımız Leopar tanklarını onlardan izin almadan terörle mücadelede kullanılmadığına değinen Güvenlik ve Terör Uzmanı Dr. İmbat Muğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Terörle mücadele ederken en vasat tankları kullanıyorduk. Leopar tankları her açıdan daha üstün olmasına rağmen bu tanklar Trakya bölgesinden çıkaramazdık. Almanya bu tankları satarken sözleşmesinde terörle mücadelede kullanamazsınız maddesini eklemişti. Biz bu maddeyi Zeytin Dalı Harekatı’nda deldik ve üstün başarılar elde ettik. O tankların modernizasyonu tamamen ülkemize aittir. Parasını verdiğimiz silahları kullanamıyorduk. Şimdi kendi tankımızı üretecek kabiliyete sahip olduk. Kendi İHA’larımızı, SİHA’larımızı, hava savunma sistemlerimizi üretiyoruz.

Eğer bugün bu millileşme olmasaydı ne Suriye’de yaptığımız operasyonlar, ne Libya’da yaptığımız operasyonlar, ne teröre yaptığımız operasyonlar başarılı olurdu. Bugün Türkiye Libya’da, Suriye’de, Irak’ta, Doğu Akdeniz’de  başarılı bir şekilde operasyonlarını icra edebiliyorsa ve uluslararası alanda söz sahibi olabiliyorsa bunu kendi imkanları ile ürettiği silahlar sayesinde başarmıştır. S-400 ülkemizin güvenliği için çok önemli bir unsurdur. Biz bu sistemi alarak hem güvenliğimizin çatısını sağlamlaştırdık hem de sözde müttefiklerimize keskin cevaplar verdik. Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerde atılan adımların ne kadar doğru olduğunu göstermiştir.”

Artık önümüzde kimse duramaz
Türkiye’nin NATO üyeliğinin bir kenara atılarak sözde müttefikleri tarafından Akdeniz’de sıkıştırılmaya çalıştığını söyleyen ASSAM Strateji ve Güvenlik Uzmanı Ali Coşar da, şunları ifade etti: “Müttefik olarak gördüğümüz ülkelerin Türkiye’ye karşı hasmane tutumları büyük bir adaletsizliktir. Yunanistan, Anadolu’nun dibindeki bir adayı bahane ederek Akdeniz’in yarısını kendisine bağlamak istiyor. Bu asla kabul edilemez. Türkiye’nin kara sınırlarının ihlal edilemeyeceği gibi denizlerinin de ihlal edilmesi bir savaş sebebidir. Türkiye müttefiklerinden gereken desteği göremeyince yapılan hainliklere ne pahasına olursa olsun karşı koymak zorundadır. Bu yaşanan olayları yöneticilerimiz yıllar önce gördü ve buna uygun adımlar attılar. Bu adımların en büyüğü de yerli ve milli teknolojidir. Eğer kendi milli gücünüzü arkanıza alamazsanız bütün girişimler boşa çıkacaktı.

Türkiye son yıllarda geliştirilen yerli ve milli silahlarla etrafında yaşanan olaylara karşı gereken tepkiyi verip söz sahibi olmayı başardı. Türkiye, son olarak ülkemiz için şemsiye görevi görecek olan sistemleri Rusya ile yapılan anlaşmalar doğrultusunda alıp güvenliğini tam anlamıyla perçinlemiştir. Parasını ödediğimiz ve üretimine destek olduğumuz savaş uçaklarını alamamamız bu duruma en basit örnektir. Bu durumu 1’inci Dünya Savaşı öncesinde parasını ödediğimiz silahların İngiltere tarafından bize verilmemesine benzetiyorum. İnşallah tarih kendini tekrarlamaz. Türkiye ürettiği silahlarla gerçekten birilerinin endişe edeceği kadar güçlü bir ülke konumuna geldi. Söz konusu hava savunma sistemleri de aktif edildiği zaman Akdeniz’de önümüzde kimse duramaz. Şu anda Akdeniz’in en güçlü donanmasına sahip ülkeyiz. Bu sistemlerle de gücümüze güç katarak yolumuza devam edeceğiz.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yeniakit