Uzmanlar, Batı Afrika ülkelerinden Nijerya’da faaliyet gösteren Nijerya İslami Hareketi’nin (IMN) tüm faaliyetlerinin yasaklanmasını değerlendirdi.


Mısır’da İhvan’a yapılanların benzeri
Nijerya İslam Hareketi’nin (IMN) tüm faaliyetlerinin yasaklanmasını değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Ceren Gürseler, ülke içinde yaşanan gelişmelerin İran’la ilişkilerinde etkilenebileceğini belirterek “İç siyaset bakımından yapılabilecek yorumları çeşitli başlıklar altında toplamak mümkündür. Konunun siyasi, hukuki ve güvenlik boyutu bulunmaktadır. NİH’in terör örgütü olarak ilan edilmesi, Abuja’nın örgüt üzerindeki baskısının artmasının ve örgütün hareket imkânının sınırlanmasının bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Abuja’dan yapılan açıklamalarda, devletin egemenliğinin ve anayasasının korunacağının ve bunlara herhangi bir karşı çıkışın kabul edilemeyeceğinin altı çizilmektedir. Son dönemde NİH üyeleri ve taraftarları tarafından başkentte protesto gösterileri düzenlenmiş ve çıkan şiddet olaylarında çok sayıda insan hayatını kaybetmiştir. Mahkeme kararının ardından gösteriler yasadışı kabul edilecek ve yasak kapsamına alınacaktır. Dolayısıyla bu hukuki adımın ülkedeki protesto gösterilerinden ve çatışmalardan sonra atılması düşündürücüdür.” şeklinde konuştu.

“Boko Haram, ülkedeki vahşi eylemlerine devam ediyor”
Tüm faaliyetleri yasaklanan Nijerya İslam Hareketi’nin gösteri ve faaliyetlerini sürdürmekte kararlı olduğuna dikkat çeken Dr. Ceren Gürseler, şöyle konuştu:


“Varlığını sürdürmekte kararlılık olduğu görülüyor. Bu nedenle de ülkedeki gerginliğin artarak devam edeceği düşünülmektedir. Diğer yandan terör örgütü olarak kabul edilip faaliyetlerinin sınırlandırılması, örgütün yeraltına inmesine neden olabilir. Nijerya’da, terörizmin hâlihazırda istikrarı tehdit etmesi de NİH’e dair değerlendirmelerde ele alınması gereken bir diğer başlıktır. Çünkü terör örgütü Boko Haram, ülkedeki vahşi eylemlerine devam etmektedir. NİH de Boko Haram gibi Nijerya’nın kuzeyinde etkilidir. NİH’in Boko Haram’dan etkilenmesi, iki örgütün işbirliği yapma ihtimalini de gündeme getirebilir. Ancak NİH şiddete başvurmayacaklarını açıklayarak bu ihtimale en azından şimdilik uzak durduğunu göstermektedir.”

“Nijerya’da Müslüman nüfusun çoğunluğunu Sünniler oluşturuyor”
Nijerya İslam Hareketi’ne karşı alınan yasaklama ve ‘terör örgütü’ ilan etme kararının hukuki boyutu açısından tartışmalı olduğunu söyleyen Dr. Ceren Gürseler, “Mevcut dönemde gözaltında olan NİH Lideri Zakzaki’nin serbest bırakılmasına dair mahkeme kararı bulunmasına rağmen bu isim serbest bırakılmamıştır. NİH’in terör örgütü olarak ilan edilmesiyle birlikte Zakzaki’nin serbest bırakılmamasının hukuki gerekçesi elde edilmiş olabilir. Diğer yandan bu tartışmalı tutum, NİH tarafından gündeme getirilip Abuja’ya karşı avantaj kazanılması hedeflenebilir. Şii-Sünni kesim arasında gerginlik öne çıkmaktadır. Örneğin alınan son kararla örgüt, devletin Şiilerin faaliyetlerine yasak getirdiğini öne sürmektedir. Örgüt, bu söylemi ileride de kullanılabilir. Abuja ise sadece NİH’in faaliyetlerinin yasaklandığına dikkat çekmektedir. Nijerya’da Müslüman nüfusun çoğunluğunu Sünniler oluşturmaktadır. Ancak Afrika’da en fazla Şii nüfusun Nijerya’da bulunması konunun önemini göstermektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Nijerya - İran ilişkilerinde nasıl bir gelişme yaşanabilir?
Nijerya’da yaşanan iç karışıklığın İran’a yönelik etkisini de değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Ceren Gürseler, sözlerini şöyle tamamladı:


“NİH, Şii bir örgüttür. İran yanlısı olarak ifade edilen örgüt, İran İslam Devrimi’nden etkilenmiştir. İran’dakine benzer bir siyasal İslam yapılanmasının Nijerya’da gerçekleşmesini hedeflemektedir. Ayrıca örgütün Tahran tarafından desteklendiğine dair yorumlar da yapılmaktadır. Son olaylarda İran Dışişleri Bakanlığı, şiddet olaylarından endişe duyulduğunu kaydederken; Zakzaki’nin serbest bırakılması ve gerekli tedavilerinin yapılması çağrılarını yinelemiştir. Tahran, Şii nüfusa baskı yapılmaması konusunda çeşitli söylemlerde bulunabilir. Bu sebeple İran’ın Afrika’daki faaliyetlerine, özellikle de Şii kesim üzerindeki etkisine, yönelik tartışmalar yaşanabilir. Tahran’ın ülkelerin içişlerine karıştığı iddiaları yüksek sesle dile getirilebilir. Nijerya-İran ilişkilerine bakıldığında, birtakım işbirliği girişimlerinin bulunduğu görülmektedir. Enerji ve terörizmle mücadele gibi alanlarda ilişkiler geliştirilmeye çalışılmaktadır. Öte yandan Ortadoğu’da Tahran-Riyad rekabetinin de ikili ilişkilere yansıdığını söylemek mümkündür. Nijerya, Suudi Arabistan’la ilişkilerine son derece önem vermektedir. Nijerya, 2015 yılında Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan Terörizmle Mücadele İslam Askeri Koalisyonu’nun üyeleri arasında yer almaktadır.”

“Boko Haram’a uygulanan yöntem Nijerya İslam Hareketi’ne uygulanıyor”
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Doğu ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Mürsel Bayram, Nijerya’nın Afrika’nın en kalabalık ve en büyük ekonomisi konumunda olduğunu belirterek “Ülkede Boko Haram terör örgütünün ortaya çıkışına neden olan sosyal problemler çözülmeyi beklerken yeni bir radikalleşme sürecinin taşları döşenmektedir. Zira Nijerya Federal Hükümeti, Boko Haram’ın radikalleşmesine giden süreçte izlediği sert politikaların bir benzerini şimdi de Şii NİH’e karşı uygulamaktadır. Hatırlanacağı üzere Nijerya güvenlik birimleri, Boko Haram’la mücadelede zaman zaman orantısız güç kullanarak örgütün taraftar kazanmasına dolaylı biçimde zemin hazırlamıştır. Aynı şekilde Abuja’nın NİH’in faaliyetlerine de güvenlik odaklı orantısız bir karşılık verdiği görülmektedir.” şeklinde konuştu.

“Ülkede yaşayan Şiilerin radikal eylemler gerçekleştirebilirler”
Nijerya İslam Hareketi’nin faaliyetlerini yasaklanması sonrasında ülkede yaşanan gerginliğin sürdürdüğünü ve bunun daha da artabileceğine dikkat çeken Dr. Mürsel Bayram, “Zakzaki’nin mahkûmluğunu sona erdiren mahkeme kararına rağmen 2015’ten bu yana tutukluluk hali devam etmektedir. Bu duruma tepki olarak gelişen protestoların salt polisiye tedbirlerle önlenmeye çalışılması ve Abuja’daki federal mahkemenin hükümete NİH’i ‘terör örgütü’ olarak tanıma izni vermesi, ülkenin en etkili dinî azınlıklarından biri olan Şiilerin daha radikal eylemler gerçekleştirmelerine zemin hazırlayabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Ortadoğu’daki bölgesel güç mücadelesi, artık Afrika’da da ciddi biçimde hissediliyor”
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Doğu ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Mürsel Bayram, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bölge dışı aktörlerin başında Suudi Arabistan ve İran gelmektedir. Mezhepsel kimliklerini araçsallaştıran bu iki devletin Ortadoğu’daki bölgesel güç mücadelesi, artık Afrika’da da ciddi biçimde hissedilmektedir. Mezhep temelli çatışma örüntüsünde, artan Çin nüfuzuna karşı Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere ve Fransa’nın da müdahil olduğu bir küresel rekabetin ve Nijerya ile bölgesel rekabet halinde olan aktörlerin (özellikle Güney Afrika Cumhuriyeti ve Mısır) etkileri de tartışılmalıdır. Nijerya Hükümeti, NİH Sorunu’nu henüz başlangıç aşamasında demokratik yollardan çözüme kavuşturması halinde, bahsedilen müdahalelere açık hale gelmekten kurtulup daha istikrarlı bir bölgesel güce dönüşebilir.”

“Ortadoğu’daki Suudi Arabistan-İran rekabeti, Afrika’ya taşınmıştır”
Güvenlik Stratejileri Uzmanı Tırab Abbkar Tirab ise, yaşanan olayların tarihsel boyutuna dikkat çekerek “Nijerya’daki Şii varlığın tarihsel sürecini iyi analiz etmek gerekmektedir. Zira 1980 yılına kadar Nijerya’da Şii varlığı bulunmamaktaydı. 1980 yılından sonra, özellikle de İran’ın Şiiliği yayma stratejisine Afrika’yı dâhil etmesiyle birlikte, Sünni Müslüman olan Nijerya toplumunda hızlı bir şekilde Şii birey ve gruplar ortaya çıkmaya başlamıştır. Günümüzde ise ülkede yaklaşık üç milyon Şii olduğu bilinmektedir. İran’ın yapmış olduğu bu hamle, Suudi Arabistan’ın dikkatini, doğal zenginlikleri ve Müslüman nüfusuyla İslam Dünyası için çok büyük önem taşıyan Nijerya’ya çekmiştir. Dolayısıyla Ortadoğu’daki Suudi Arabistan-İran rekabeti, Afrika’ya taşınmıştır. Nitekim İran’ın NİH’e açık destek verdiği ve hatta bugün İran tarafından finanse edildiği düşünülen NİH’e ait bir radyo kanalının olduğu da bilinmektedir.” dedi.

“Zakzaki’nin serbest bırakılması düşük bir ihtimaldir”
Nijerya’da yaşanan gerginliğin ve şiddet eylemlerinin Abuja Hükümeti’ni Nijerya İslam Hareketi’ne karşı sert önlemler almaya ittiğini belirten Güvenlik Stratejileri Uzmanı Tırab Abbkar Tirab, sözlerini şu şekilde tamamladı:

“NİH, terör örgütü olarak ilan edilmesinin yanı sıra ülkenin ulusal güvenliğini de tehdit eden çok riskli örgütler kategorisine dâhil edilmiştir. Tüm bunlar değerlendirildiğinde, mahkeme kararına rağmen 2015 yılından beri gözaltında olan örgüt lideri Zakzaki’nin serbest bırakılması düşük bir ihtimaldir. Zaten NİH’in üst düzey liderlerinden olan Dan Yahya Dahero’nun açıklamaları da gösterilerin uzun süre devam edeceğini göstermektedir. Çünkü Dahero, sert bir dil kullanarak hükümeti eleştirmiş ve liderleri serbest kalana kadar sokaklarda olacaklarını açıklamıştır. Bu durum, ülkeyi çıkmaza sürükleyecek ve daha fazla şiddet ve çatışmaya neden olacaktır.”

“Küresel güçlerin tek amacı ekonomik hegemonyalarının varlığını hissettirmektir”
Nijerya’da yaşanan gerilimi Gazeteci Yazar Bülent Erandaç ise, şöyle değerlendirdi:

“Bölgede yaşananlar, küresel güçlerin Afrika üzerinden gerçekleştirmeye çalıştığı politikaların bir yansımasıdır. Nijerya, petrol zengini bir ülkedir. Petrol olan her yerde ABD’yi ve İngiltere’yi görmeniz mümkündür. Bölgede oynanan tüm oyunlar Batı’nın tezgâhıdır. Batı’yı analiz etmeden Afrika’yı anlamamız mümkün değildir. Batı, milli ve dini unsurları öne sürerek ortalığı sürekli karıştırmaktadır. Eğer bir örgüt, Şii-Sünni karşılaştırmasına tabii tutuluyorsa, orada büyük güçlerin bulunduğu kesin olarak söylenebilir. Küresel güçlerin tek amacı ekonomik hegemonyalarının varlığını hissettirmektir. Birçok örgütün felsefesi kurtuluş mücadelesidir; fakat kaynaklarının nereden sağlandığına bakıldığında karşımıza yine Batı çıkmaktadır. Nijerya’da yaşananlar da aynı senaryoya sahiptir.”

 

 

 

 

 

 

 

Yeniakit