Ali Karahasanoğlunun tam yazısı;

Soyut anlatımlar yapmayacağım.

Koca koca adamları temize çıkartmak için, anneleri konuşturup, çocuklarını aklamaya çalışmanın, daha önceki üç örneğini size hatırlatıp..

Bugün geldiğimiz aşamada, o üç örnekte, “anne”lerin nasıl yanıldığını gösterip..

Bu taktikte planlayıcıların FETÖ olduğunu, sahneye koyanların ise FETÖ’cü olmaktan ziyade, FETÖ’ye yardım edenler olduğunu..

Hedefin ise, suçların örtbası olduğunu ispatlamaya çalışacağım..


İlk örnek, eski savcı Zekeriya Öz..

Yediği haltlar, kamuoyunda çok iyi bilinmiyordu..

Bir dedikodu şeklinde, “gözaltına aldırdığı işadamlarından menfaat temin ettiği.. Hatta onların parası ile tatile gittiği” söyleniyordu..

Ama muhataplar öyle korkutulmuştu ki..

Kimseden çıt çıkmıyordu..

Sonra birden bire, FETÖ karşıtı gibi kendisini tanıtan T24’te.. Şimdi kaçak olan bir muhabirin yaptığı..

Zekeriya Öz’ün anne-babasının röportajını okuduk.

İlginç değil mi?


FETÖ’nün gerçek yüzünün tam da ortaya çıkacağı bir aşamada.. Solcusu-sağcısı ile vatansever herkes ittifak halinde hareket edecek olsa.. FETÖ’nün üç ayda bitirileceği bir aşamada.. FETÖ karşıtı gibi tanıtılan bir internet sitesi.. Yıllarca FETÖ’ye karşı çıkıyor görüntüsü veren solcular.. FETÖ’ye cansuyu olmak için, FETÖ’nün kilit adamı Zekeriya Öz’ün anne-babasını konuşturdular...

Zekeriya Öz’ün annesine, şu dedirtilmişti: “Benim oğlumun suçu hırsızı yakalamak mı?”

Annelere sözüm yok.

Onlar, çocuklarını birer melek gibi görebilirler..

Sözüm, FETÖ karşıtı olduğunu iddia edip..

FETÖ’cü savcıyı aklamaya çalışanlara..


Öz’ün babası da, aynı röportajda şunu söylemişti: “Ben haram yemedim ki, oğlum haram yesin. Oğluma kefilim.”

12 Ocak 2014’te yapılan o röportajı, bugünkü son bilgilere göre yorumlayalım..

Babaya soralım: “Kefaletini nasıl yerine getireceksin?”

Anneye soralım: “Hırsız kimmiş? Kaçan kimmiş? Yakalayacak olandan kaçıp, yabancı devletlere sığınan kimmiş? Üç senedir girdiği delikten kafasını çıkaramayan kimmiş? Vatanını satmaya kalkan kimmiş? Dubai’ye gidip, gözaltına aldırdığı işadamına tatil parasını ödettiren kimmiş? FETÖ’cü Akın İpek’e ait gibi görünen lüks otelde tatil yapıp, parasını ödemeyen kimmiş?”

Bilmiyorum, verebilecekleri bir cevap var mıdır?

İkinci Anne: Melek İpek..

O da oğlu Akın İpek’e kefil olmuştu..

Melek İpek de oğlu için şunları söylemişti: “Akın Bey İngiltere’ye kaçmaz, kaçmadı, kaçmayacak. Çünkü kaçmasını gerektirecek hiçbir şey yok. Akın Bey’in 7 kat yerin altına inseler, gökyüzüne çıksalar bir hatasını bulamazlar, bulamayacaklar da Allah’ın izniyle.”

Bir hafta, bilemediniz iki hafta içinde, İngiltere’deki toplantılarına katılıp hemen döneceği iddia edilen Akın İpek, 3.5 yıldıryurda dönmedi..

Melek anneyi de göremiyoruz artık..

Soramıyoruz kendisine, “Bizim, 7 kat yerin dibine girmemize gerek kalmadı, oğlun 7 katın altına girdi.. Bir haftada dönecekti.. 180 hafta oldu dönmedi!”

Melek anne bir cevap verir mi?

Verirse, bu köşeden yayınlarız.. 

Üçüncü anne, FETÖ’cü bir komiserin annesi..

17-25 Aralık’ın koordinatör polis müdürüolarak kendisini tanıtan..

O operasyonun ABD kumpası olduğu henüz tam bilinmediği günlerde, Başbakan Tayyip Erdoğan’ı devirmek için yapılan göstermelik gözaltılarda aktif rol oynayan komiser Hüseyin Kormaz’ın annesi Ayşe Korkmazkonuşturuluyor; “Benim çocuğum vatanına ihanet etmez” açıklaması yapıyordu..

“Küçükken biliyordum çocuğumun böyle kahraman olacağını. Benim çocuğum fen lisesini kazanmasına rağmen, bu vatana hizmet için polis kolejine gitti” diyordu..

Nerden bilsin annesi, oğlunun FETÖ tarafından yönlendirildiğini?

Kazandığı liseyi bile, FETÖ’nün emri ile değiştirdiğini?..

Anne bilmeyebilir..

Anne, annelik duygusu ile konuşabilir..

Onu konuşturanlara bakmamız lazım..

Oğulların suçlarını, annelerin şehadeti ile örtmeye çalışanlara bakmamız lazım.. 

Bakalım o zaman..

Annesinin ağzından “kahraman” gibi gösterilen o polis müdürü şimdi nerde?

ABD’de..

FBI’dan 50 bin dolar aldığını, kendisi itiraf etti.. 

Vatanını satmayacağı konusunda annesi ile şahitlik getirilen Hüseyin Korkmaz, hala ABD’de, FBI’ın kumandasında..

Şimdi geldik bugüne..

Ekrem İmamoğlu’na..

Ekrem İmamoğlu’nu parlatmak isteyenler için söylüyorum.

Dünkü T24’ün rolünü oynamak isteyen..

FETÖ’cü olmayıp., FETÖ’ye yardım etmekle suçlanan Sözcü grubuna söylüyorum..

Ekrem İmamoğlu’nu öğrenmek istiyorsanız, gerçekten..

Ekrem’i soracağınız kişiler, ortaklarıdır..

Diyebirsiniz ki, “Sorsak Yakup Gürcüoğlu’na.. Ne der ki acaba?”

Arsasını verdiği müteahhit, kendisine ortak aldığı iki kardeşi öldürmüş.. Arada neler olmuş, ilişkiler nelerdir, kim neyi anlatacak?

Ekrem İmamoğlu’nun sahibi olduğu AVM’nin eski toprak sahiplerine sorsak, konuşmaya cesaret ederler mi acaba?

Ekrem İmamoğlu’nun bastığı karakoldaki polislere sorsak..

Ne derler acaba?

Neler anlatırlar?

Bir toplantı sırasında kendisine sorulan sorudan rahatsız olunup, dövdürülen gazetecilere sorsak.. Kimbilir neler anlatacak..

Tehlikeli sularda yüzmeyelim..

Eski taktiği hayata geçirelim..

Yine FETÖ’cü olmayan..

Ama FETÖ’ye yardım suçundan sanık konumundaki..

Bir medya organı olarak..

“Anne”yi konuşturalım..

“Ben okumadım ev hanımıyım. Ama çocuklarım okusun diye çok uğraştım. Hakkını yediler. Onun bir damla terini bile helal etmiyorum.”

Zekeriya Öz’ün annesinin konuşmasına, ne çok benziyor, değil mi?

Akın İpek’in annesinin konuşmasına.. Hüseyin Korkmaz’ın annesinin konuşmasına..

Ne çok benziyor..

Tekrar hatırlatmak zorundayım: 

Aneler çocuklarını birer melek gibi görebilirler..

Annelere sözüm yok..

Ama bu taktik.. Bu sözler..

Bu sözleri yayınlayanlar..

Taa 17-25 Aralık’tan bugüne..

Hep aynı örneğin tekrarları..

Hep aynı algı operasyonunun figüranları..

Ekrem İmamoğlu “Benim tek davam yok”dediğinde..

Babası bile hatırlatmadı:

“Ulan kerata, senin kısa şortla gezdiğin günleri bilen babanın yanında bunlar söylenir mi? Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki o dolandırıcılık davası ne?”

Baba söyleyemez..

Anne iyi şehadette bulunur..

Ama gerçeklerin üstü, hiçbir zaman örtülemez.