Türkiye'ye ve her bölgesine sevda duyduğunu dile getiren Oktay, memleketi Yozgat'ın da kendisi için ayrı bir yeri olduğunu söyledi. Oktay, Kovid-19 sebebiyle şehir dışı ziyaretlerinin kısıtlandığını ifade ederek, ramazanda memleketine gidemediği için burukluk yaşadığını vurguladı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin Kovid-19 ile mücadelesinin tüm dünyaya örnek olduğuna dikkati çeken Oktay, Çin'de bu virüsün ortaya çıkmasından itibaren gerekli tedbirleri planlamaya ve almaya başladıklarını bildirdi.

Oktay, Türkiye'nin, Kovid-19'un geç görüldüğü ülkelerden olduğunu hatırlatarak, "Bunun en büyük sebeplerinden biri aldığımız tedbirlerdir. Sonrasında hemen hemen hiçbir ülkenin bu virüsten kaçışı olmadı ama biz olabildiğince az etkilenelim istedik." dedi.

"Kriz yönetiminde her tecrübemizden ders çıkardık"
Türkiye olarak sorun ne kadar büyük olursa olsun, kriz yönetimini çok iyi öğrendiklerini dile getiren Oktay, "Kriz yönetiminde her tecrübemizden ders çıkardık. Bütün bakanlıkları, kurum ve kuruluşlarıyla birlikte, merkezde ve yereldeki tüm teşkilatlarıyla birlikte ortak hareket etmeyi öğrendik. Cumhurbaşkanımızın varlığı, liderliği son derece kritik. Vatandaşımız liderine güvendiği için sadece kurumlarımızla değil, vatandaşımızla da birlikte yönetmesini öğrendik. Yani kriz yönetiminde paniklemek tabiatımızda olmadı. Hepsinde de bunu bir fırsata dönüştürerek sonuçta daha kazançlı olmayı öğrendik." ifadelerini kullandı.

Oktay, Kovid-19 salgını sırasında "süper güç" olarak tanımlanan birçok ülkede panik yaşandığına dikkati çekerek, Türkiye'de ise böyle bir durumun olmadığına işaret etti. Oktay, Türkiye'nin Kovid-19 mücadelesinden başarıyla ve yeni fırsatlar kazanarak çıkacağını söyledi.


Salgınla mücadelede sağlık personelinin çalışmalarının ve şehir hastanelerinin önemini vurgulayan Oktay, kurulan yapı sayesinde başarının sağlandığını anlattı.

 

Oktay, gerek Kovid-19'a gerekse teröre karşı verilen başarılı mücadelelerin arkasında 17 yıllık çalışmaların olduğunu belirterek, savunma sanayisinde de yerlilik oranının yüzde 20'lerden yüzde 70'lere çıktığını hatırlattı.


"110 ülkeden 63 bin 200 vatandaşımızı getirdik"
Kovid-19 sürecinde yurt dışındaki Türk vatandaşlarının getirilmesi için birçok çalışma yapıldığını hatırlatan Oktay, şöyle konuştu:

"Bugüne kadar 110 ülkeden 63 bin 200 vatandaşımızı getirdik. Birçok kurumumuz ve bakanlığımızla birlikte yaptık bunu. Bu da Türkiye'nin gücünü gösteriyor. Güçlü bir Türk Hava Yolları olmasa bunu yapabilir misiniz? Dünyanın dört tarafına dağılan Dışişlerindeki büyükelçilikleriniz, temsilcilikleriniz olmasa bunu yapabilir misiniz? İllerde valilikler boyutunda imkanlarınız olmasa, Kredi ve Yurtlar Kurumundaki, Gençlik ve Spor Bakanlığımızdaki yurtlarımız olmasa bunu yapabilir misiniz? Diğer tarafta AFAD, Türk Kızılay olmasa bunları yapabilir misiniz? Bu tür durumlarda Türkiye'nin gücü ortaya çıkıyor. Biz de onu koordine ediyoruz. Öyle bir yapıyoruz ki, işin içinde elli tane kurumun olduğunun kimse farkına varmıyor. Bu da cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getirdiği bir avantaj."


"Ülkelerin yüzde 70'e yakını Türkiye'den yardım talebinde bulundu"
Oktay, birçok ülkenin Türkiye'den yardım talebinde bulunduğunu belirterek, "Dünyadaki ülkelerin üçte ikisi yani yüzde 70'e yakını Türkiye'den yardım talebinde bulundu. Maske, tulum, eldiven, solunum cihazı gibi talepler geldi. Bugüne kadar bizden yardım talebinde bulunan 80 ülkeye yardım etme fırsatını yakaladık." dedi.


Kovid-19 ile mücadelede dünyanın ihtiyaç duyduğu solunum cihazını Türkiye'nin kısa zamanda ürettiğinin altını çizen Oktay, savunma sanayisinde yakalanan yükselişin sağlık ve otomotiv sektörleri ile tren üretimlerinde de gerçekleştirileceğini belirtti.

Oktay, Kovid-19 sürecinde devletin hizmetlerinde de aksama olmadığını vurgulayarak, e-Devlet alanında yapılan çalışmaların karşılığının alındığını söyledi.

"Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak"
Kovid-19 ile mücadele sürecinin henüz tamamlanmadığının altını çizen Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak artık. 'Nerede kalmıştık' demeyecek dünya. Bütün 'tedarik zinciri' diye ifade edebileceğimiz şeyde de farklı bir oluşum gerçekleşecek. Biraz daha sağlık odaklı, güvenlik odaklı daha farklı yapılar gerçekleşecek. Dolayısıyla hem koronavirüsle mücadeleyi devam ettireceğiz aynı zamanda da çarkları da döndürmeye başlıyor olmamız lazım. Ekonominin, sanayinin çarklarını da döndürmeye çalışmamız lazım. Bunun için bu normalleşme çalışmalarına ihtiyaç duyduk. İnşallah mayıs ve haziranda bunun çıktılarını hep beraber göreceğiz. Orada da bir taraftan bu çarklar dönmeye başlarken bir taraftan da elde ettiğimiz kazanımları asla kaybetmememiz gerekiyor."