Suriye’nin kuzeyinde oluşturulması planlanan ‘güvenli bölge’ konusunda Ankara-Washington arasında görüşmeler sürüyor. Görüşmelerde Ankara’yı tatmin eden bir sonuç alınmazsa, Türkiye’nin ABD’ye rağmen Fırat’ın doğusunda ‘barış koridoru’ inşa etmek için harekete geçeceği belirtiliyor. İlk defa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Fırat Kalkanı Harekâtı döneminde dile getirilen Suriye sınırına barış koridoru, Millî Güvenlik Kurulunda (MGK) da vurgulandı.

İşte beş adımda ‘barış koridoru’
Fırat Nehri’nden Irak sınırına karar oluşturulması planlanan barış koridorunun ayrıntıları ise beş adımda şöyle:


- Türkiye, Fırat Kalkanı Harekâtı ve Zeytin Dalı Harekâtı ile Suriye’nin kuzeyinde belli bölgeleri terörden temizledi. Akdeniz’e kadar uzanan terör koridoru Fırat’ın batısında kırıldı. Türkiye şimdi de Fırat’ın doğusunda barış koridoru inşa etmek için hazırlıklarını tamamladı. Terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı PYD/YPG’nin işgali altındaki Fırat’ın doğusunu da terörden temizlemeyi hedefliyor. Terör unsurların bölgeden çıkartılması ve ellerinde bulunan ağır silahların ise teslim alınmasını istiyor.


- Terör örgütünü, süpürme harekâtıyla Türkiye sınırından kilometrelerce uzaklığa itilmesi amaçlanırken, Türkiye, terör örgütü PYD/YPG’nin işgali altındaki Fırat’ın doğusundan Irak sınırına kadar derinliği 30-35 kilometre olacak şekilde bir güvenli bölge oluşturulması hedefliyor. ABD ise derinlik konusunda Ankara’dan farklı düşünüyor. Yer yer 5 ila 14 kilometrelik bir güvenli bölgeden bahsediyor.


- Fırat Nehri’nin doğusunda PYD/YPG’nin kontrol ettiği Kobani, Hasake, Kamışlı, Rakka ve Deyrizor gibi alanlarda ABD’li ve Fransız askerleri de bulunuyor. Türkiye, terör örgütlerinden temizlenen 30-35 kilometrelik alanda oluşturulacak barış kuşağının kontrolünün tamamen TSK tarafından sağlanmasını istiyor. ABD ile koordine şekilde sahada çalışmaya da sıcak bakıyor.

- Güvenli bölgenin oluşturulması ve bölgenin kontrolünün TSK tarafından sağlanmasının ardından ise kent konseyleri için çalışmalar başlayacak. Cerablus, el-Bab ve Afrin’deki gibi Kürt, Arap, Türkmen ve diğer etnik kimliklerin bölgelerde söz sahibi olması için bölgelerin yönetimi halkın seçtiği mahallî yöneticilere geçecek. Yönetimde yer alacak kişiler kentin sosyolojik yapısını yansıtacak şekilde olacak. Kent konseyleri hayatın normal akışını sağlamakla görevli olurken, terörden temizlenen bölgelerin istikrarı için bütün güvenlik tedbirleri alınacak. Mahallî bir polis ve asayiş gücü oluşturulacak.


Terörden kurtulan bölgelerde hayatın normale dönmesi ve istikrarın sağlanmasının ardından son adım da ise Türkiye’de bulunan Suriyeli mültecilerin kademeli bir şekilde gönüllülük esasına dayalı olarak güvenli bölgeye dönüşlerinin sağlanması planlanıyor.

 

 

 

 

 

 Türkiye