BM ve insan hakları gruplarına göre işkence ve istismar sistematik olarak kullanılırken, şayet on binlerce değilse de en az binlerce denecek kadar tutuklu bu işkenceler sebebiyle öldü.

Genital bölgeleri kesme, su hortumu sokma gibi vahşi işkenceler yapılmış
Bununla birlikte birçok istismar ve işkence türü iyi surette tevsik ve tespit edilmiş olsa da, cinsel şiddet dereceleri nadiren konuşuldu.

Pazartesi günü Suriyeli bir grup olan İnsan Hakları Namına Avukatlar ve Doktorlar adlı grubun yayınladığı rapora göre, itiraf ettirmek ve boyun eğdirmek için Esed’in adamlarının erkeklerin genital bölgelerini bağlama, yakma ve kesmenin yanı sıra tecavüze de başvurdukları anlaşıldı.

Grubun ifade ettiğine göre cinsel istismar, hapishaneye ve sorgu odaları içine götürülüş yolculuğu esnasında kontrol noktalarında husule geldi.

Birçok adam gardiyanların anüslerine su hortumu sokup vanayı açarak, tutukluların bedenlerini şişirdiklerini anlattı.

Gerek mağdurların dünyanın dört bir yanına dağılmış olması gerekse de cinsel şiddeti konuşabilmenin kendileri için bir tabu olmasından ötürü heniz Suriye’de tevkif edilmişken yaşanan cinsel istismarın ölçeğiyle alakalı isabetli bir istatistik bulunmuyor.

Çırılçıplak tıkış tıkış hücrelerde tutulmuşlar.. %40’tan fazlası cinsel şiddet mağduru
Ancak bahse konu Suriyeli grubun konuştuğu 138 adamın %40’ından fazlası, cinsel saldırının herhangi bir türünü rapor etti. Bu oran, muhafızların zorla tutukluları çırılçıplak soymasına gelince ise neredeyse %90’a çıkıyor. Grup, araştırmaları sonucu ortaya çıkan şeyin “Suriyeli siyasi esirlere karşı geniş çaplı, yaygın ve acımasız cinsel şiddet” olduğunu altını çizdi.

Washington Post’ta yayınlanan bu haberde gazete ilave bilgi olarak; kendileriyle röportaj yapan rejim hapishanelerinde, bilhassa da Şam’da tutulmuş düzinelerce adamın, nasıl günlerce ağzına kadar diğer tutuklularla dolu ve pis hücrelerde çırılçıplak vakit geçirdiklerine dair anlatım yaptıklarını vurguladı. Diğerleri ise mekanik aletler ve keskin objelerle cinsel istismarın aşırı şekillerini bildirdiler...

Habere göre ailesinin güvenliğinden endişelenerek anonim konuşan bir adam şunları ifade etti: “Bunlar kendinizi bir insan olarak tanımlamadığınız anlardı. Orada yatarken istediğim şey ölüm değildi. İstediğim şey hiç var olmamış olmaktı.”

Acıları çıktıktan sonra da devam ediyor
Tutukluların yaşadıkları, hücreden çıkmaları sonrasında da üzerlerinde derin izler bırakabiliyor. Gaziantep’ten psikologlar bu bağlamda bir intihar hadisesi kaydettiler. Bunlardan biri olan Suriyeli psikiyatrist Jalal Nofel Washington Post’a hadiseyi anlattı. Yaptığı anlatıma göre Duma’dan dönen adam, geldikten sonra üç gün boyunca ailesiyle konuşmadı ve ardından kendisini öldürdü. Nofel, adamın hikâyesini ancak ölümü sonrası hücre arkadaşlarından öğrenebildiklerini kaydetti ve intihar nedenini bunun akabinde cinsel istismara bağladıklarını belirtti.

Gruba konuşan bir diğer mağdur ise, devamlı surette korku içinde yaşadığını dermeyan ile şu ifadeyi kullandı: “Ruh öldü doktor.”

 

 

 

Yeniakit