Milletin AK Parti’ye ve Başkan Erdoğan’a olan teveccühünü kırmak için kirli algı operasyonları yürüten CHP, siyasi tarihimize geçecek akıl almaz ikiyüzlülüklere imza attı. Temiz siyaset, şeffaf yönetim, liyakat, iltimas ve tek adam vurgusu üzerinden toplum mühendisliği yapan CHP, aksi yönde hareket etti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partide kendisine muhalif isimleri, mezhepçi delegelerle egale ederken, kirli bir kaset kumpasıyla oturduğu koltuğunu muhafaza etmek için iğrenç komplolara başvurdu. AK Parti’yi kadrolaşmakla itham eden Kılıçdaroğlu, yönettikleri belediyelerdeki akraba kayırmacılığına kör kaldı. 9 seçimdir hezimete uğramasına rağmen koltuğunu bırakmayan Kılıçdaroğlu, 31 Mart yerel seçimlerinde ise organize bir oy hırsızlığına imza attı, terör yandaşı HDP ile aynı hizaya geldi.


Kumpasla geldi komployla kalıyor
Sürekli ‘temiz siyaset’ vurgusu yapan Kılıçdaroğlu, kirli bir kaset komplosuyla oturduğu koltuğu muhafaza etmek için iğrenç operasyonlara imza atıyor. Yaklaşan kurultay öncesi Cumhurbaşkanlığına aday gösterdikleri Muharrem İnce’nin genel başkanlık yarışına girmesini engellemek isteyen Kılıçdaroğlu yönetimi, akıl almaz bir komploya başvurdu. Devleti yöneten siyasi iradeye iftira atarak, ‘Külliyeye giden CHP’li’ iftirasını dolaşıma aldı. Böylece, hem muhtemel rakiplerini saf dışı bırakmak hem de Erdoğan’a iftira atmak isteyen CHP yönetiminin yalanı elinde patladı.

CHP’de taht oyunları
Parti içi iktidar mücadelesi Bizans oyunlarını andıran CHP, AK Parti’yi tek adamlıkla suçlayıp, hedef saptırmaya çalıştı. 9 seçim kaybetmesine rağmen, koltuğunu kaybetmemek için olağanüstü bir çaba gösteren Kılıçdaroğlu, partide tam bir dikta rejimi kurdu. Tek adam yönetimine karşı çıkan Süheyl Batum, Emine Ülker Tarhan, Önder Sav, Kemal Anadol ve daha birçok ismin partiyle ilişiği kesildi. Koltuğuna yapışan Kılıçdaroğlu, delege listelerini de mezhepçi kadrolarla doldurdu. Öyle ki, Aykut Erdoğdu ve İnce gibi isimler, çarşaf listeleri rağmen partideki varlıklarını devam ettirebildi. Terörle mücadele konusunda hükümeti eleştirme küstahlığını gösteren CHP yönetimi, önce FETÖ ile daha sonra da PKK’cı HDP ile işbirliği yaptı.


Yolsuzluk da adam kayırma da...
AK Parti’ye kadrolaştığı yönünde iftira atan CHP, kamu imkanlarını yandaşlarına peşkeş çekti. İzmir’in, Selçuk, Menderes ve Menemen ilçelerinin belediye başkanlarının yanı sıra, Adana’nın Seyhan, Karabük’ün Safranbolu belediyesi ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlarının akraba kıyakları kamuoyunun gündemine bomba gibi düştü. AK Parti’ye yönelik yolsuzluk iftirası atarak dikkatleri kendinden uzaklaştıran CHP, bu konuda da büyük bir ikiyüzlülük sergiledi. Beşiktaş ve Ataşehir belediye başkanları yolsuzluk gerekçesiyle görevlerinden el çektirilen CHP’de sular hiç durulmadı. Son olarak israf edebiyatı yapan CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, ihale adı altında kamu imkanlarını yandaşlarına peşkeş çekmesi, zihniyetlerinin kirliliğini gözler önüne serdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yeniakit