Rousseff, “Brezilya’nın dış politikasını karakterize eden şey ilk önce yeni olmadığı için ABD’nin 19. yüzyılda Latin Amerika’da, Monroe doktrininde veya Latin doktrinde uyguladığı doktrinin kabul edilmesine bir nevi geri dönüş, ABD’ye sıkı bir uyum politikasıdır." dedi.

Rousseff, Brezilya dahil Amerika kıtasını ABD’nin arka bahçesi olarak nitelendirdi.

Rousseff göre, tarihinin bazı noktalarında, Brezilya bu politikanın üstesinden gelebildi, ancak şimdi Bolson hükümetinin gelmesiyle durum tekrar değişti. Eski cumhurbaşkanı, "ABD'de mütevazı bir tutum ve bazı yerlerde ülkenin egemenliğine saygısızlık bile görülebiliyor" dedi.

Rousseff, bu durumda Brezilya’nın ABD’ye veya Batı Avrupa’ya alternatif olan diğer uluslararası örgütlerle ilişkilerinde de sıkıntı yaşadığını söyledi. Politikacı, “BRICS’in (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın birleşmesi) artık RICS’ye benzeyeceğini düşünüyorum, çünkü Brezilya bu muhafazakar ve ABD’ye yönelik politika sayesinde geride kaldı” dedi.

“BRICS ülkelerinin yanlış görüşünün olması benim için çok tehlikeli görünüyor. Bizim için Rusya, Çin, Hindistan ve Güney Afrika stratejik ilişkide olduğumuz ülkelerdi. Bugün onların (hükümet) yaptıklarının aksine bu ilişkileri geliştirmeli ve genişletmeliyiz." dedi.

Rousseff, 630 milyon kişilik Latin Amerika pazarının yalnızca Amerika Birleşik Devletleri ve Batı Avrupa ile öncelikli ilişkilere sahip olamayacağına dikkat çekti.