Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı’nın, 4 Eylül’de İstanbul’a geçerek İstanbul Üniversitesi’nin kendisine vereceği fahri doktorayı alması bekleniyor.

Róbert Ragnar Spanó’nun Türkiye temaslarıyla ilgili bir basın toplantısı yapıp-yapmayacağı ise henüz bilinmiyor.

AİHM Başkanı baro başkanlarıyla görüşecek mi?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yeni başkanı birçok yargı kararının tartışıldığı bir döneme denk geliyor. Temmuz ayının ilk yarısında Türkiye’deki baroların büyük çoğunluğunun karşı çıkmasına rağmen kamuoyunda ‘‘çoklu baro yasası’’ olarak bilinen düzenleme yasalaştı, Avukat Ebru Timtik 238 gün sürdürdüğü ölüm orucu sonucunda geçen hafta öldü, çok sayıda gazeteci tutuklu olarak yargılanıyor, işadamı Osman Kavala ise 1035 gündür tutuklu.

Yeniahval'in edindiği bilgilere göre, AİHM yetkilileri Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün davetlisi olarak Türkiye’yi ziyaret edecek olan AİHM Başkanı’nın Ankara ve İstanbul Barosu başkanlarıyla görüşmesini talep ettiler ancak bakanlık yetkilileri programdaki yoğunluk nedeniyle Ankara Barosu Başkanı ile görüşmenin mümkün olmadığını İstanbul Barosu Başkanı’yla kısa bir görüşme yapılabileceği yanıtını verdiler.

RSF’den Önderoğlu: ‘‘AİHM Başkanı, keyfi gazeteci tutukluluğunun tarih olması gerektiğini açıkça söylemeli’’

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin başkanı Róbert Ragnar Spanó’nun Türkiye ziyareti kamuoyunda çok sayıda tepkiye de neden oldu.

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi ve Bianet Medya Özgürlüğü Raportörü Erol Önderoğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı’nın Ankara ve İstanbul ziyaretlerinde Türkiye’de yaşanan hak ihlallerinin altını çizmesi gerektiğini söyledi.

Değerlendirmelerde bulunan Önderoğlu, ‘‘Dileriz ki ziyareti, AİHM’in Türkiye’de son beş yıllık ‘tarafsızlık’ sorununu ağırlaştırmaz; ileriye dönük olarak ihlalleri meşrulaştıracağına dair endişeleri haklı çıkarmaz. Güvenlikçi üst siyasetin yargıya tutum empoze ettiği bir süreçte Adalet Bakanlığı ve Adalet Akademisi üzerinden temel haklarda iyileşmeye gidilebileceğine doğrusu inanmıyoruz. AİHM Başkanı, keyfi gazeteci tutukluluğunun ve haber sitelerinin sansür edilmesinin, ‘düşman’ ceza hukukunun artık tarihte kalması gerektiğini açıkça söyleyemeyecekse Türkiye ziyaretleri yaşadıklarımızı hafife alma gibi algılanacaktır. Hatırlatmak isteriz ki yetkililer, İnsan Hakları Strateji Belgesi’ni Avrupa’da yere göğe sığdırmazken Barış Pehlivan, Murat Ağırel gibi onlarca gazeteci hapiste, internette kamu yararı olan haberlerin sansürü günlük işlerden oldu; ömrünü gazetecilikle geçirenlerin basın kartları iptal ediliyor. Cumhuriyet gazetesi eski köşe yazarı ve yetkililerinin hapse girme riskleri var. Gazeteci-yazar Ahmet Altan hapiste 4 yıldır AİHM’den karar bekliyor. Bu vahim şartlarda AİHM Başkanı eğer temel değerlerinin altını çizmeyecekse bilinmelidir ki ziyareti, hazin bir PR çalışmasına kurban gidecektir’’ dedi.

Mehmet Altan: ‘‘Yüzlerce öğretim görevlisini haksız bir şekilde okuldan atan bir üniversitenin fahri üyesi olmak ne kadar övünç verici?’’

30 Ekim 2016’da yayınlanan 676 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile otuz yıldır çalıştığı İstanbul Üniversitesi’nden ihraç edilen Prof. Mehmet Altan da bugün AİHM Başkanı’na yazdığı açık mektupta 27 yıl profesör olarak görev yaptığı üniversiteden fahri doktora almayı kabul etmesini eleştirdi.

Prof. Altan, ‘‘Doktora alacağınız üniversite, benim gibi KHK ile atılan akademisyenlerin davalarında ‘davalı kurum’ olarak yer almaktadır. Bu davalar hâlen devam ediyor ve pek muhtemeldir ki sizin başkanı olduğunuz AİHM önüne de gelecektir. Ancak siz o süreçte İstanbul Üniversitesi’nden fahrî doktora diploması almış bir Yargıç olacaksınız. Yüzlerce öğretim görevlisini haksız bir şekilde okuldan atarak işsizliğe ve yoksulluğa mahkûm eden bir üniversitenin fahrî üyesi olmak bilmiyorum ne kadar övünç verici? Korona felaketine rağmen dört yıldır Silivri’de tutulan ve romanları 23 ülkede yayınlanmış olan 70 yaşındaki Ahmet Altan başvurusunda, bizzat sizin başkanı olduğunuz bölüm ‘öncelik’ kararı vermişti. Mahkeme tarafından içeriğine de son derece hâkim olunmasına rağmen maalesef dört yıldır hâlâ o önceliği bekliyoruz’’ dedi.

Rıza Türmen: ‘‘Spano, 47 taraf devlet arasında ‘Türkiye ifade özgürlüğünü en çok ihlal eden ülke’ demeyi yeğler mi?’’

1998-2008 yılları arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yargıçlık yapan Cumhuriyet Halk Partisi eski milletvekili Rıza Türmen de bugün T24 internet sitesinde yayınlanan makalesinde AİHM Başkanı’nı Türkiye’deki hak ihlalleri ile ilgili tutum almaya çağırdı.

Türmen, ‘‘Sayın Spanó, Osman Kavala, yaklaşık üç yıldır tutuklu. Kendisini susturmak için keyfi ve siyasal nedenlerle tutuklandığını ve derhal serbest bırakılmasını öngören AİHM’in kesinleşmiş kararı var. Ama uygulamıyorsunuz. Uygulamamak için yeni suçlar icat edip tutuklamayı sürdürüyorsunuz. Bu ne biçim hukuk devleti? Aynı şekilde Selahattin Demirtaş kararı... Daire kararı, Demirtaş’ın siyasal nedenlerle tutuklandığını ve derhal serbest bırakılması gerektiği yönünde. Bu karar da uygulanmadı. Şimdi Büyük Daire kararını bekliyoruz. Büyük Daire’den de aynı yönde karar çıkarsa uygulayacak mısınız?’ İstatistiklere göre, 2019 yılında AİHM, Türkiye ile ilgili olarak, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği 35 karar kabul etmiş. Sayın Spanó, ‘47 taraf devlet arasında Türkiye ifade özgürlüğünü en çok ihlal eden ülke’demeyi yeğler mi?’’ dedi.