11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, temellerinin kendisinin de bakanlık yaptığı 54. Hükümet döneminde atılan Gelişen 8 Ülke (D-8) toplantısına katıldı. İstabul’daki Çırağan Sarayı’nda yapılan toplantıya ülke temsilcilerinin yanı sıra Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da katıldı.

Abdullah Gül toplantının yapıldığı salona girerken alkışlarla karşılandığı gözlendi. 

Akşener son anda "katılamayacağım" dedi

54. Hükümet’te İçişleri Bakanlığı yapan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de programın konuşmacıları arasında görülüyordu. Ancak Akşener “programındaki yoğunluk” nedeniyle toplantıya katılamayacağını iletti. 

Gül’e 24 Haziran 2018 seçimleri öncesi SP lideri Karamollaoğlu’nun girişimleriyle muhalefetin çatı adayı olması için teklif götürülmüş ancak Akşener’in Cumhurbaşkanlığı adaylığında ısrar etmesi nedeniyle gerekli konsensüs sağlanamamıştı. 

Gül, eski Ekonomi Bakanı Ali Babacan’ın “görünür yüz” olduğu yeni bir siyasi parti kurma hazırlıkları yapıyor.

Programa o dönem Başbakan Yardımcılığı yapan eski DYP Genel Başkanı Tansu Çiller de bir telgraf gönderdi.

Erbakan anıldı

D-8 toplantısında konuşan SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, "İçinde bulunduğumuz bu kargaşa döneminde D-8'lerin ifade ettiği manayı ve önemi daha iyi anlamak gerekmektedir. D-8'ler merhum Erbakan'ın üstün inanç ve çabası sonucu doğmuşlardır. D-8 gibi bir dış politika hamlesini gerçekleştirmek, müthiş bir inancın sonucudur. Bu vesile ile Erbakan Hoca'yı rahmet ve minnetle anıyorum” dedi.

D-8'lerin üye ülkeler arasındaki ekonomik işbirliğini gerçekleştirerek, bu ülkelerin birlikte kalkınmasını hedef aldığını belirten Karamollaoğlu, “Unutulmamalıdır ki ekonomik güç, siyasi gücü de beraberinde getirir. İslam ülkeleri olarak yaşadığımız problemlerden kurtulmanın yolunun kendi içimizdeki muhkem değerlerden geçtiğini düşünüyorum. Sanayi ve teknolojide üstün olan ülkeler gerektiğinde uluslararası hukuku çiğnemekten çekinmiyorlar” ifadelerini kullandı.

Hazırlık çalışmalarını Gül yürüttü

D-8’in kuruluşundan önce hazırlık çalışmalarının yürütülme görevinin o dönem başbakan koltuğunda oturan Erbakan'ın kendisine verdiğini hatırlatan Gül, "Uzun çalışmaların neticesinde 22 yıl önce burada 8 ülkenin devlet, hükümet başbakanıyla toplantı yapılmıştı. Aradan uzun yıllar geçti. Bu teşkilat kurulurken burada ifade edilen adalet, eşitlik, diyalog, uzlaşı ve işbirliği prensipleri çok ulvi prensipler. Bütün ilahi dinlerin insanlığa telkinleri. İnsanların mutlu olması için bu ilkeler öne çıkartıldı" dedi.

II. Dünya Savaşı öncesinde dünyanın çok büyük acılar çektiğine işaret eden Gül, savaşın sonrasında başlayan Soğuk Savaş döneminde de dünyanın önemli bir kısmının otoriter rejimler altında yaşadığını ifade etti. Berlin Duvarı'nın yıkılmasının ardından Yeni dünya düzeni kurulurken bu acılar tekrarlanmasın diye Erbakan'ın bu insiyatifi başlattığını söyleyen Gül şunları söyledi:

 

"Mutlak güç sadece Allah'a mahsustur"

O günden bu güne baktığımızda güzel şeyler de olmuştur ama muhasebe yaptığımızda acıların arttığını, yıkımların çoğaldığını göreceğiz. Diyalog, uzlaşı ve barış tesis edilebilmiş olsaydı bu acılar çekilmezdi. Mutlak otoriterinin sürdürülebillirliği yoktur. Mutlak güç sadece Allah'a mahsusdur.

25 sene önce bütün İslam dünyasının esas ana meselesi Filistin meselesiydi. Filistin'in işgaliydi. Birçok liderler geldi, Filistin meselesinde hamasetler yapıldı ama neticede bugün Filistin'in giderek güç kaybettiğini, işgalin genişlediğini, sökülemeyecek büyük yerleşim yerlerinin yapıldığını ve Filistin davasının en üstten altlara kaydığını göreceğiz.
"Ülkelerimizin sağlamlığı demokrasi standartlarının yükselmesinden geçiyor"

İran-Arap savaşını başlatmak için ellerinden geleni yapıyorlar. 2. Irak savaşında ve 2003 Irak işgali öncesinde olup bitenlerin aynen tekrarlandığını görüyorum. Böyle bir savaş gerçekleşirse bu felakatin inanılmaz boyutta olacağı aşikar. Ama buna adım adım sürükleniyoruz.

İslam düşmanı merkezlerin nereler olduğunu, emperyalizmin, sömürünün ne olduğunu en iyi şekilde bilmemiz gerekir. Ama onlara fırsat vermemek için önce kendi ülkelerimizi sağlam yapmalıyız. Bu sağlamlık da huzur, mutluluk ve ekonomik refahtan geçiyor. Bunun yolu da medeni bir şekilde demokrasi standartlarının, hukuk standartlarının yükseltilmesinden, insan hakları meselesinin tamamen halledilmesi, açık, şeffaf rekabet ortamlarının yaratılmasından geçiyor. Bütün enerjimizi insanların mutluluğuna sarf edecek düzenleri kurmamız gerekiyor.

 

 

 

 

 


 

independent