Ankara Eylül 2013'te yeni bir hava savunma sistemi üretmek için Çin'le işbirliğine gitti. Pekin’in ihalede hem Avrupalı EUROSAM hem de ortak teklif veren Raytheon ve Lockheed Martin'i 3.4 milyar dolar teklif ile geride bırakması birkaç NATO üyesinde endişe yarattı. 

Çinli şirketin teknoloji transferini kabul etmesine rağmen Türkiye 2015’te ABD ve NATO tepkisi sonrası ihaleyi iptal etti. ABD-Avrupa Birliği üyesi ülkelerle görüşmelerden sonuç alamayan Türkiye, NATO dışı Rus yapımı S-400 Savunma Sistemi’nin satın alınması ile gündemde. 

Biri opsiyonlu iki adet S-400 sisteminin satın alındığı ve ilkinin 2019 sonlarında teslim edileceği öngörülüyor. Anlaşmanın toplam maliyetinin yaklaşık 2.5 milyar dolar olduğu hesaplanıyor. 

ABD ve diğer NATO üyesi ülkeler anlaşmaya karşı çıkıyor. İlki askeri açıdan sistemin NATO sistemleriyle uyumlu olmayacağı ve bunun da pratikte bazı sıkıntıları beraberinde getirebileceği uyarıları yapılıyor. İkincisi ise siyasi açıdan alımın tamamlanması halinde bunun Türkiye’nin NATO’yla ilişkilerini yeniden tanımlamak adına attığı bir adım olarak yorumlanabileceği belirtiliyor. 


Patriot füzeleri
Öte yandan uzmanlar, S-400 satışının, Patriot müzakerelerine sıra gelmeden, halihazırda ABD ile Türkiye arasında anlaşması yapılmış F-35 savaş uçağının yanı sıra birçok silah alımını da etkileyecek bir yaptırım programına yol açabileceğini ifade ediyor.

Ankara neden S-400 savunma sistemini almak istiyor, sistemin teslimi mümkün mü, Ankara-Washington arasında yeni bir kriz kapıda mı, NATO üyesi olan Türkiye füze sistemini kime karşı kullanacak? Konunun uzmanları meseleyi tüm yönleri ile Independent Türkçe’ye değerlendirdi.

“Başta Erdoğan, hiçbir Türk siyasetçi S-400 anlaşmasını iptal edemez” 

Star Gazetesi yazarı ardan Zentürk, ABD’nin tüm itirazlarına rağmen Türkiye’nin, Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerini alacağını, çünkü Ankara’nın öncelikle hava sahası savunmasında zaaf yaşadığı düşüncesinde olduğunu söyledi. 

Ankara’nın, hava savunma sistemindeki açığı kapatmak için öncelikle Amerikan yönetimi ile temas kurduğunu ancak aldığı yanıtın kendisini hayal kırıklığına uğrattığını ifade eden Zentürk, “Amerikan Kongresi’ndeki güçlü İsrail lobisinin yoğun çabaları, Türkiye’ye, bırakın hava savunma sistemini, polis teşkilatı için gerekli küçük silahların satışını engeller noktaya geldi. Amerika, Türkiye’nin bu tür projelerde hassas olduğu teknoloji transferi şartını da kabul etmiyor” dedi.

Türkiye’nin S-400 sistemiyle milli hava sahasını bağımsız bir askeri sistem ile korumanın dışında, teknoloji transferi aracılığıyla geleceğe dönük yatırım yapmaya çalıştığını kaydeden Zentürk, Türkiye ile Rusya’nın S-500 hava savunma sisteminin birlikte hayata geçirilmesi konusunda fikir birliği içinde olduğunu belirtti. 

Zentürk, ABD’ye eleştiriler yönelterek şunları söyledi:

“Kamuoyundaki algı Amerika’nın güçlü savunmaya sahip bir Türkiye istemediği yönündedir. Türkler, özellikle Venezuela’da yaşanılan son gelişmelerden sonra, bugün aynı ittifak çatısı altında birlikte oldukları devletlerin bir gün kendilerini de hedef alabileceğini,  S-400 telaşının da bundan kaynaklandığını düşünüyorlar.”

S-400 alımının Türkler açısından milli bağımsızlık kriteri haline geldiğini, bu nedenle, Erdoğan başta olmak üzere hiçbir Türk siyasetçinin bu anlaşmayı iptal etme şansına sahip olmadığını savunan Zentürk, iptal edenin, hatta bu tür bir konuyu tartışmaya açanın siyasi geleceğinin olamayacağını ileri sürdü.

Türkiye’nin PKK ve FETÖ nedeniyle ABD ile bir kriz içinde olduğunu ifade eden Zentürk, S-400 anlaşmazlığının sadece yeni bir sayfa açacağını dolayısıyla Türkiye’nin hiçbir şekilde Rusya ile olan anlaşmayı bozmayacağını kaydetti. 

Zentürk, şöyle devam etti:

“Türkiye, kadim ve güçlü bir devlet geleneğine sahiptir. 2 bin 500 yıllık ordu ve devlet geleneği olan bir ülkeden söz ediyoruz, bugüne kadar imzaladığı hiçbir anlaşmayı bozmadı, tehdit ve şantajlara da boyun eğmedi. Aksine, S-400’ler hakkında Amerika’dan gelen her tehdit açıklaması Ankara’daki kararlılığı güçlendirmekten başka bir işe yaramıyor. Son anda vaz geçme olmaz. Türkler ve Ruslar, Amerika diye bir kıta bilinmezken de birlikte aynı coğrafyayı paylaşıyorlardı. Türkler’in komşularıyla ilişkisi Soğuk Savaş yıllarında da çok özel olmuştur. Buna herkesin alışması ve kabul etmesi gerekiyor. Türkiye-Rusya, her konuda anlaşmayabilir ama sorunlarını masada görüşen, barış içinde yaşamakta kararlı devletler olacaklardır.”

“S-400 anlaşması Rusya’ya ‘siyasi rüşvet’tir”

Ankara ve Moskova’nın S-400 anlaşmasını, Türkiye’nin var olan askeri ihtiyacından dolayı değil, iktidarın siyasi çıkarlarının bekasını garanti altına alma perspektifi ve gayesiyle Rusya’ya ödemek zorunda kaldığı bir çeşit “siyasi rüşvet” olarak yorumlayan uluslararası güvenlik uzmanı ve eski Moskova Devlet Üniversitesi öğretim üyesi Kerim Has, Ankara’nın hesap hatası yaptığını zira Rusların tek başına S-400’ler nedeniyle koşulsuz bir şekilde Ankara’da siyasi iktidarın uzun vadede arkasında durmaya niyetli olmadıklarını söyledi.

Ankara’nın bu tarz bir garantiyi Washington’dan alabildiği takdirde her halükârda ABD ile ilişkileri önceleyeceğini belirten Has, henüz Washington’dan böyle bir garanti alınamadığı gibi Ankara’nın iki büyük güç arasında oynadığı tehlikeli oyunun sonuna doğru yaklaştığını ifade etti. 

Türkiye’de İç siyaset, ekonomik gelişmeler ve Suriye'deki durumun en nihayetinde Ankara'yı yakın zamanda bir tercihe zorlayacağını dile getiren Has, yaza doğru ABD'nin Suriye'deki varlığı, Türk ekonomisinin geleceği ve S-400'ler için Türk subayların Rusya'daki eğitimi gibi meselelerin netleşmesiyle yol ayrımının da belirginleşeceğini belirtti.

S-400’lerin Türkiye’nin halihazırda yüzde yüze yakın oranda NATO’ya uyumlu mevcut silah ve savunma sistemlerine entegre edilemeyeceği için etkili ve verimli bir şekilde kullanılamayacağını hatırlatan Has, Türk siyasilerin açıklamalarının hilafına Rus yetkililerin biraz da istihza ile defalarca dile getirdikleri gibi Türkiye’ye teknoloji transferi, ortak üretim gibi hususları öngörmediğini ifade etti.

Anlaşmanın Türkiye’nin NATO ittifakı ve Batılı müttefikleriyle arasını daha da açacağına işaret eden Has, “ABD’nin başta F-35’ler olmak üzere birçok konuda yaptırımlarına kapı aralayacak ve Türkiye-Rusya ilişkilerinde zaten Moskova lehine olan mevcut asimetriyi daha da büyüterek kalıcı hale getirecek” diye konuştu.

S-400’lerin satışının gerçekleşmesi halinde Türkiye’nin Rusya’ya bağımlı hale geleceğini savunan Has, “Türkiye’nin başta Suriye, Kırım ve Karadeniz bölgesi olmak üzere çevresindeki birçok sorunda kendi çıkarlarına uygun şekilde ama Rusya’ya muhalif bir politika izleyebilmesinin önüne set çekecek ve Türk savunma sanayiinin belli ölçüde Rusya’ya bağımlı hale gelmesine yol açacak. Zira tek başına Rusya’dan alınacak S-400'lerle Türkiye'nin hava savunma güvenliğinin sağlanamayacağı biliniyor. Tüm bu nedenler, S-400 alımının Türkiye’nin askeri ihtiyaçlarını giderme gibi bir hedefle ilgili olmadığı gerçeğini net bir şekilde gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye ne S-400’lere ne de Patriot’lara sahip olabilecek”

S-400’lerin Türkiye tarafından alınmasının, teknik ve siyasi gerekçeler yanında, siyasi boyutunun ABD’yi ciddi şekilde rahatsız ettiğini dile getiren Has, öte taraftan S-400 anlaşması nasıl Ankara açısından tam bir “siyasi rüşvet” ise Moskova açısından da jeopolitik hedefleriyle örülü bir “tezgahtan” ibaret olduğunu söyledi.

Rusya’nın S-400’lerle NATO içerisinde çatlak oluşturmayı ve Batı’nın düşmanlaştırdığı NATO üyesi Türkiye’deki nüfuzunu, ekstra tek kuruş harcamadan artırmayı amaçladığı yorumunda bulunan Has, “Hatta Rusya Pantsir'ler gibi yeni silah sistemlerini de Türkiye'ye satabilmeyi öngörüyor. Ankara S-400'ler için 1,1 milyar dolar civarında ödeme yaptığından maliyet karşılanmış durumda, dolayısıyla maddi bir kayıp yok ve yaptığı reklamla özellikle Ortadoğu'daki ABD müttefiki ülkelerdeki silah pazarında konumunu güçlendiriyor. Moskova ayrıca Türkiye'yi Suriye, Kırım, Türk Akımı gibi konularda kendi çıkarlarına engel olma imkanlarını da minimize etme yolunda kullanıyor” görüşlerini paylaştı.

Rus füze meselesi ile Türkiye-ABD ilişkilerinin Brunson krizinden daha büyük bir krizle karşı karşıya kalacağını iddia eden Has, “Türkiye'deki mevcut ve her haliyle pespaye otoriter yönetim şekli, anlayışı ve uygulamalarının mecburi istikamet olarak Ankara’nın karşısına Rusya/Avrasya seçeneğini çıkardığı ve buna zorladığını düşünüyorum. Dolayısıyla bu siyasi, iktisadi ve toplumsal iç içe ikilemlerin bir yerde ister istemez Ankara için faturasının ödenemez duruma geleceği ve günün sonunda Türkiye ne S-400'lere ne de Patriot’lara sahip olabilecek” şeklinde konuştu.

“NATO muhtemel bir sistem entegrasyonuna kesinlikle izin vermez”

S-400 gibi stratejik sistemlerin gerek ihale yoluyla gerekse de iki devlet liderinin el sıkışmasıyla tedarik edilebileceğini söyleyen güvenlik uzmanı ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Merve Seren, Türkiye’nin S-400 alımından vazgeçmesi durumunda bundan doğacak yükümlülük ve maliyeti göğüslemek zorunda kalacağını ifade etti. 

Seren’e göre bu maliyet sadece teknik ve ekonomik değil aynı zamanda siyasi de olacak. Seren, Ankara’nın S-400’lerin tedariki konusunda istikrarlı bir kararlılık gösterdiğinin altını çizdi.

Türkiye’nin S-400’leri kullandığı diğer hava savunma sistemleriyle birlikte değil, münferit olarak kullanacağını beyan ettiğini hatırlatan Seren, diğer hava savunma sistemlerinin NATO ile bütünleşmiş bir işlev gördüğünü dile getirerek şunları söyledi:

“Buradaki temel segmentler; erken uyarı, komuta, kontrol, muhabere ve istihbarat. S-400’ler bu yapıdan tamamen bağımsız bir platform olarak inşa edilecektir. En yalın tabirle, Türkiye’nin bu sistemleri NATO’ya entegre etme gibi bir niyeti de talebi de olmamıştır, olmayacaktır. Aynı şekilde NATO’nun muhtemel bir sistem entegrasyonuna izin vermesi, imkânsız denecek kadar düşük bir olasılıktır.”


Recep Tayyip Erdoğan - Vladimir Putin
ABD ve NATO müttefiklerinin, Rus sistemlerini istememelerinin normal olduğunu belirten Seren bu durumun en başta Rusya’nın NATO pazarına girmesi anlamına geldiğini söyledi.

Rusya’nın, Türkiye gibi jeostratejik açıdan son derece kritik önemdeki bir coğrafyada silah sistemlerini konuşlandırmasının diğer müttefikler için tedirgin edici olduğunu sözlerine ekleyen Seren, Türkiye’nin bu ticarete karar vermesinin arkasında yatan süreci şöyle özetledi:

“Türkiye’nin Suriye sınırından çok sayıda füze saldırısına maruz kaldığını ve bundan dolayı NATO’dan yardım talebinde bulunduğunu hatırlayın. Bu talebe binaen ABD, Almanya ve Hollanda kendi Patriot bataryalarını konuşlandırdılar. Bunlar 911 km’lik Suriye sınırını korumak için sayıca yetersizdi, sınır hattından ziyade sınıra yakın nüfus yoğunluklu kentlerin içlerinde konuşlandırıldı ve dahası operasyonel performansları yetersizdi. Türkiye’nin yoğun füze saldırılarına maruz kaldığı ve ek batarya talebinde bulunduğu bir dönemde, Suriye meselesinde açığa çıkan siyasi uyuşmazlıklar hasebiyle NATO’lu müttefikler Patriot’larını geri çektiler. Bu durum Türkiye’nin acil ihtiyaç halinde NATO’dan talep ettiği desteği alma konusunda yalnızlaştırıldığını gösterdi.”

Türkiye’nin entegre ve katmanlı bir hava savunma sistemine kavuşabilmesi açısından Hisar A/O/U (HİSAR, yerden havaya füzeli bir hava savunma sistemi grubudur. Grup içinde, alçak irtifa hava savunma füzesi sistemi HİSAR-A, orta irtifa hava savunma füzesi sistemi HİSAR-O ve uzun menzilli hava ve füze savunma sistemi HİSAR-U yer alır. Sistemler, Aselsan ve Roketsan liderliğinde 2007'den itibaren geliştirilmektedir) ailesinin geliştirilmesine değinen Seren, “İç ve dış tedarik projeler eş zamanlı devam ediyor. Zira S-400’ler Patriot’lar gibi yurtdışı hazır alımın yanı sıra iç tedarik geliştirme de eş zamanlı gidiyor. Çünkü Türkiye iki şey yapıyor. Birincisi, tamamen milli entegre yoğun teknoloji ürünü kendisine ait hava savunma sistemi geliştirirken, öte yandan da balistik füzeler ve S400’ler dahil hava soluyan hedeflere karsı etkili olan yüksek irtifa savunma sistemini temin etmeye çalışıyor” diye konuştu.

S-400’lerin sevkiyatının tamamlanması halinde Türkiye’nin ABD’den muhtelif ambargolarla karşı karşıya kalmasının kuvvetle muhtemel olduğuna değinen Seren, halihazırda masaya sürülen en büyük kozun F-35 projesi olduğunu ancak ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Kanunu’nu (CAATSA) devreye sokması halinde farklı yaptırımların devreye girebileceğinden bahsetti. Ancak Türkiye’nin NATO’dan çıkarılması gibi senaryoların realist ve rasyonel olmadığını savunan Seren, Türkiye-ABD ve Türkiye-NATO ilişkilerinin S-400 ve F-35 meselesinden çok daha kritik sacayakları üzerine kurulu olduğunu ekledi.

“31 Mart seçimleri sonrasına ertelenen sadece ekonomik kriz değil”

Gazeteci Murat Yetkin ise 14 Mart’ta (yetkinreport.com) yaptığı değerlendirmede sadece ekonomik krizin değil ABD’nin S-400 tehdidinin de seçim sonrasına ertelendiğini savundu. 

Türkiye-ABD arasında muhtemel yeni krize değinen Yetkin, “Ekonomik sorunlar 31 Mart seçimleri halısının altına süpürülmeye çalışılıyor, o halı kalktığında nelerin olabileceği konusundaki senaryolar da muhtelif. Enflasyonu 25 olarak gösteren Türkiye İstatistik Kurumu müdürü görevden alındıktan sonra 20 diye açıklanması, çarşıda, pazarda sebze, meyve, et, süt fiyatlarını aşağı çekmiyor. Aslında herkes neyin ne olduğunu biliyor ama fazla konuşmaya çekiniyor; zaten konuşsa da artık yüzde 90’ı Erdoğan yörüngesinde dönen baskın medyada yer bulması zor” dedi. 

Ekonomik sıkıntıların dışında ciddi dış politika krizinin kapıda beklediğini savunan Yetkin şunları kaydetti:

“Yakın geçmişte çok daha taktik plandaki konularda ABD’nin yaptığı haksızlıklar konusunda kamuoyunu ayağa kaldırdığı görülen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD yönetiminin her kademesinde gelen “Rusya’dan S-400 alımını iptal etmezseniz F-35’leri vermeyiz” tehditleri karşısında yarım ağızla bir şeyler söylemekle yetindi, uzatmadı. Bunda ABD Başkanı Donald Trump’ın iki ay kadar önce Türk ordusunun Suriye’de IŞİD’e karşı Amerikan ordusu emrinde savaşan YPG’ye saldırması halinde Türkiye ekonomisini mahvedeceği yolundaki tehdidi pay sahibi olmamış mıdır? Beştepe, Beyaz Saray’ın siyasi tehditlerine karşı ekonomik sebeplerle diklenmemeyi uygun bulmuştur. ‘Neden diklenmedi?’ diye sormuyorum; diklenmediği saptamasını yapıyorum.”


S-400
Bugünlerde her ne kadar gözlerden kaçırılmaya çalışılsa da S-400’lerin ekonomik krizi etkileyecek önemli bir sorun olduğunu ifade eden Yetkin, “Gerçi ‘Erdoğan sert çıksa ne olur? Brunson’da olduğu gibi, seçim sonrası S-400’ler konusunda da Trump’ın dediği olacaktır’ diyenleriniz çıkabilir. Çok haksız sayılmazsınız. Erdoğan’ın Trump’a çektiği restlerin sonuç vermediği en çok papaz Andrew Brunson örneğinde görülmüştür. Erdoğan 11 Ocak 2018’de, Brunson’u kast ederek, Trump’a hitaben ‘Bu fakir, bu görevde olduğu sürece o teröristi alamazsın’ demişti. Şimdi buradan yola çıkıp ‘Seçimlerden sonra S-400 konusunda Erdoğan ekonomiyi kurtarmak için Trump’ın dediğini yapar, kavga biter’ diyen yorumcular görülüyor, okuyorsunuzdur. Ben ‘O kadar kolay değil’ diyenlerdenim. Çünkü bu defa tartışmanın bir üçüncü tarafı var, o da herhangi birisi değil, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin” yorumunda bulundu.

S-400 sisteminin teknik özellikleri neler?

Şu an dünyada kullanımda olan iyi hava savunma sistemlerinden biri olarak gösterilen S-400, Rusya'nın Soğuk Savaş döneminde geliştirmeye başladığı füze savunma sisteminin dördüncü neslini temsil ediyor.

Sistemin geliştirilmesine 1993 yılında başlandı. Ancak, özellikle Soğuk Savaş sonrası savunma sanayisine uygulanan bütçe kesintileri nedeniyle tamamlanması oldukça uzun zaman aldı ve yeni bir teknoloji olarak değil, eski sistemin devamı olarak geliştirilebildi.

S-400’lerin mevcut sisteminde kullanılan teknolojinin yüzde 70 ile 80'i bir önceki model olan S-300'lerden alındı. Bunlar arasında füze depolama sandıkları, fırlatma rampaları ve radarlar bulunuyor. Testlerine 1999 sonunda başlanan sistem, 2007 yılında faaliyete alındı.

Sistem, insanlı ya da insansız her türlü hava aracının yanı sıra hem seyir (cruise) hem de balistik füzeleri imha etme kapasitesine sahip. Azami menzili 400 kilometre, ulaşabildiği en yüksek irtifa da 30 kilometre. Her hedefe iki füze kilitleyerek, eşzamanlı olarak 80 hedefi vurabiliyor. Ayrıca 3 bin 500 kilometre uzaklıktan fırlatılan orta menzilli balistik füzeleri imha etme kapasitesine sahip.

Sistemin içinde yer alan bir füzenin ağırlığı 1,8 ton, uzunluğu sekiz metre ve çapı da yaklaşık 50 santimetre. Ayrıca 145 kilograma kadar savaş başlığı taşıyabiliyor.

Rusya: Türkiye'ye S-400’lerin teslimatı yılsonuna kadar tamamlanacak

Rus savunma sanayi şirketi Rostech Başkanı Sergey Çemezov, Türkiye'yle yapılan S-400’lerin füze savunma sistemleri anlaşmasındaki teslimatları 2019 sonuna kadar tamamlanacağını belirtti.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de düzenlenen 14. IDEX Uluslararası Savunma Fuarı ve Konferansı'nda basın mensuplarının Türkiye'yle S-400 anlaşması hakkındaki sorularını yanıtlayan Çemezov, "Anlaşmayı imzaladık ve teslimatı yılsonuna kadar tamamlayacağız. Tüm sistemi bu yıl içerisinde teslim edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan: Ruslarla anlaştık, S-400’ler konusunda geri dönüşümüz asla sözkonusu değil 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 Mart’ta S-400 füze sistemi konusunda bazı çevrelerin Türkiye'ye yönelik baskılarıyla ilgili bir soru üzerine, şunları söylemişti:

"S-400’ler konusunda biz işi bitirdik, o bitmiş bir şey. Onu artık konuşmamızın anlamı yok. Çünkü gerek Sayın Putin ile gerekse Rusya ile biz bu anlaşmayı bitirmiş vaziyetteyiz. Yani kredi şartlarından ortak üretime varıncaya kadar bütün bunlar konuşuldu, anlaşıldı, imzalar atıldı bitti. Şimdi bizim bir geri dönüşümüz asla olamaz. Çünkü bize böyle bir ahlaksızlık yakışmaz, bu ahlaki değildir.”

Pentagon: S-400’lerin alınmasının Türkiye’ye sonuçları kesinlikle ağır olur 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın S-400’ler açıklamasının ardından ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Eric Pahon, ABD’nin, Rusya'dan S-400 füze savunma sistemlerini satın almanın Washington ile Ankara arasındaki işbirliği için önemli sonuçları olacağı konusunda Türkiye’yi uyardığını açıkladı.

Pahon, "Türkiye'nin hava savunma sistemini güçlendirme arzusunun farkındayız, ancak Türkiye'nin Rus yapımı S-400 sistemlerini satın alması, ABD ile Türkiye'nin savunma alanındaki işbirliği için ağır sonuçlar doğuracak. Savunma ihtiyaçlarının karşılanması için Türkiye'nin daha uygun alternatifleri bulmasına yardımcı olmak için çalışıyoruz, fakat bununla birlikte Rus S-400 sistemlerini satın alınmasının geniş sonuçları olacağı konusunda da uyarıyoruz. Bu konuda açık bir diyalog sürdürüyoruz ve daha önce, önemli savunma sistemleri alımlarında NATO çerçevesindeki operasyonel uyumun sağlanmasının önemini vurgulamıştık" diye konuştu.

 

“ABD, Türkiye’ye yeni yaptırımlar uygulayacak”

Öte yandan İngiltere’de yayımlanan haftalık Economist Dergisi 14 Mart tarihli sayısında Türkiye'nin yakında Rus füzelerini teslim alacağını ve Ankara'nın bu hamlesiyle geçen yıl olduğu gibi bu yıl da ABD’nin yaptırımlarına maruz kalma riskiyle karşı karşıya kaldığını yazdı.

"Anlaşma Türkiye'ye daha pahalıya patlayabilir" ifadeleriyle, Ankara anlaşmayı bozmadıkça ya da sistemin NATO'ya arz ettiği riski azaltmadıkça, ülkenin ABD ambargolarıyla karşılaşabileceğini ve zamanın daraldığı belirtilen dergide şu ifadelere yer verildi:

"Alımın kamuoyuna açıklandığı 2017'de başlayan S-400 tartışması, son dönemde iyice gerildi. Erdoğan'ın açıklamasından günler sonra Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon, Türkiye'nin ‘ağır sonuçlarla karşılaşabileceği’ uyarısında bulundu. İki üst düzey Dışişleri Bakanlığı yetkilisinin de benzer bir mesajı önceki hafta ilettiği söyleniyor.”

Senatörlerden Türkiye karşıtı F-35 girişimi

ABD'li dört senatör, 28 Mart’ta F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye teslim edilmemesi için bir yasa tasarısı hazırladı.

ABD Senatosuna, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri aldığı gerekçesiyle Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının transferlerinin durdurulmasını öngören yasa tasarısı sunuldu. "NATO'nun Hava Sahasını Koruma Yasası" başlıklı tasarı Senato'ya, Oklahoma Senatörü Cumhuriyetçi James Lankford, New Hampshire Senatörü Demokrat Jeanne Shaheen, Kuzey Karolina Senatörü Cumhuriyetçi Thom Tillis ve Maryland Senatörü Demokrat Chris Van Hollen tarafından sunuldu.

Tasarıyı hazırlayan dört isim arasında yer alan Demokrat senatör Jeanne Shaheen, "Rusya'nın NATO üyesi bir ülke olan Türkiye'de ABD uçaklarına ve teknolojisine erişim sağlaması olasılığı, ciddi bir ulusal ve küresel güvenlik riskidir" demişti.

ABD Savunma Bakanı Vekili Patrick Shanahan’da yaptığı açıklamada “Türkiye’yi F-35 programında istiyoruz ama Patriot alması lazım” demişti. 

“ABD, F-35 ekipmanlarının Türkiye’ye teslimini askıya aldı”

Reuters haber ajansı 1 Nisan’da konuyla ilişkili iki kaynağa dayandırdığı haberinde ABD'nin Türkiye'ye F-35 satışını askıya aldığını duyurmuştu.

Habere göre ABD, F-35 uçaklarıyla alakalı olan bazı ekipmanların Türkiye'ye teslimini askıya aldığını ve sözkonusu işlemi Türk yetkililere bildirdiklerini paylaşmıştı.

Putin: S-400’ler dışında, Türkiye’ye başka modern askeri ürünler sevk etme projelerimiz de var

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 8 Nisan’da Moskova’da bir araya gelirken, görüşmede S-400 füzeleri alımı konusunda geri adım atılmayacağı mesajı verildi.

Putin, "Türkiye'ye S-400 hava savunma sistemi sevkiyatı anlaşmasının gerçekleştirip tamamlanması, ikili ilişkilerdeki önceliğimiz. Türkiye ile gündemimizde, bu ülkeye başka modern Rusya yapımı askeri ürünler sevk etme projelerimiz de var" dedi. 

Erdoğan’da, “S-400’ler konusunda yol haritamızı belirlemişiz, çizmişiz, adımlarımızı atmışız. Her şey bitmiş, şimdi bizden kalkıp da ‘buradan vazgeç’ diye tavsiyelerde bulunanlar demek ki bizi de tanımıyor olacaklar. Biz bu konu ile ilgili olarak bir şeyin sözleşmesini yapmışsak bu iş bitmiştir. Ona göre yolumuza devam edeceğiz. Bu bizim egemenlik hakkımızdır. Bundan vazgeçmemizi kimse bizden isteyemez” diye konuştu.

Çavuşoğlu: S-400’ler bitmiş bir anlaşma

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, TBMM'nin açılışının 99. yıl dönümünde bir gazetecinin, Rusya'dan alınacak S400 savunma sistemlerine ilişkin ‘nasıl bir ara formüle doğru gidiliyor’ sorusu üzerine herhangi bir ara formülün olmadığını söyledi.

Türkiye’nin bağımsız bir devlet olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, "Bizim ABD ve NATO'ya önerimiz gayet sarih. Endişeniz ne? 'Efendim işte F-35'in sistemine girer...' Bu iddia doğru ise zaten Suriye'de, Norveç sınırında S400 var. Norveç F-35'leri bunun üzerinden uçuyor. Suriye'de İsrail'in, ABD'nin F-35'leri zaten uçtu. Bir kere onlar Rusların kontrol ettiği S400’ler. Eğer bu iddia doğru ise çoktan oldu. Alacağımız S-400'ler NATO sistemlerini düşman olarak görmeyecek. S-400 bitmiş bir anlaşma üçüncü ülkenin dahil olduğu herhangi bir ara formül yok. ABD'nin bizi Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönlendirmesi doğru değil” dedi.


F-35
Akar: F-35 konusunda B planımız var

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da, 23 Nisan resepsiyonunda F-35 sürecine dair gazetecilere yaptığı açılamada, "F-35 konusunda tabiki B planımız var. Kısa orta uzun vadeli planlarımız var. Süreçte henüz kilitlenme yok, 4 pilotumuz halen uçuyor. 2 pilotumuz eğitime hazırlanıyor. 35-40 personelimizin eğitimi de sürüyor. Ülkemiz ciddi hava ve füze tehdidine maruz. Buna karşı milletimizi korumaya ve güvenliğini sağlamaya çalışıyoruz. Biz artık Pazar değil, ortaklık istiyoruz. Teknoloji transferi istiyoruz. İşbirliği ile imalatını yapıp pazarlamasını istiyoruz. Rusya kriterlerimize en yakın ülke olduğu için onlarla anlaşma imzaladık ” diye konuştu.

“S-400’ler Temmuz’da teslim ediliyor”

Rusya'nın devlet savuma sanayi şirketi Rosoboronexport Başkanı Aleksandr Miheyev, 24 Nisan’da Rus basınına yaptığı açıklamada S-400'lerin teslimatının Temmuz'da başlayacağını duyurarak, talep edilmesi halinde F-35'lerin yerine tedarik edilecek alternatif savaş uçaklarını konuşmaya hazır olduklarını belirtti.

S-400 üretiminin Türkiye'de kısmen yerelleştirilmesiyle ilgili de Rusya ve Türkiye'nin mutabakat sağladığını vurgulayan Miheyev, ‘Ankara'nın F-35 programından çıkması halinde Moskova'nın Türkiye'ye uçak tedarik etmeye hazır olup olmadığına dair kendisine yöneltilen soruya, "Eğer Türk tarafı istişarelerde bulunmak için bize başvurursa, Türkiye'ye imkanlarımız dahilinde Rus savaş uçakları tedarikini istişare etmeye hazır olacağız" diye yanıt verdi.
 

 

 

independent